HIDIRELLEZ

Bahar geldi memleketimize, dün gece itibari ile. Hıdırellez, Hızır’ın İlyas ile baharı getirmek için buluştuklarına inanılan günün kutlanma bayramı. Uzun bir tarihi vardır eminim. Benim bildiğim, Hızır adına bazı dilekler dilendiği, evde Hızır’ın gelme ihtimaline karşı yemek kaplarının ağızlarının açık bırakıldığı, bir dilek tutularak gül dallarına asıldığı, ve dileklerin toprağa, kumsala çizilmesi… Yöreden yöreye değişiyor tabi. Niyet önemli olan. Niyet davranış biçimini de değiştiriyo. Rahmetli anneannem yaşarken, bir dilek tutar, gül ağacına geceden para asar, sabah namazından önce o parayı geri alır, bir sene şans getirsin, bolluk getirsin diye cüzdanında taşır, ertesi Hıdırellez’de ise o parayla ekmek ya da tuz alırdı. Sevgili annem ise deniz kenarına inip kuma dileklerini çiziyor. Bir anne ne diler? Çocukları için hayırlı eşler, kendi için çocukları kadar güzel torunlar, ev ve arabalar, sağlık, mutluluk, huzur. Annelerin yüreği neden bukadar geniş olur? Neden kendilerine bir şey istemezler? 🙂 Annem bir tane benim! 🙂 Gül dalına da asar dileklerini 🙂 İyi niyetle bir şeyler isteyen herkesin dileği yerine gelir umarım.

Bu sabah işe giderken normalde 8-9 dakikada yürüdüğüm yolu, 15-16 dakikada yürüdüm. Her gül dalına baktım, dilek asan var mı diye. Günün acelesi ile hiç farkedememişim, ne kadar çok gül varmış yolumun üzerinde ve renkleri ne kadar güzelmiş. Ben, kırmızı güle tamamen karşı olan ben, meğer dalında gülü severmişim. Yavruağzı güle bakarken gözlerimi bile kırpamadan, hiç bir şey düşünemeden saniyelerce – sabahın köründe, işe gitmeye çabalarken saniyeler oldukça değerli- dikildim parkta. Nazilli belediyesi nekadar çok gül dikmiş, insanlar ne çok gülü severlermiş, şimdi güllerin açma zamanı sanırım, nasıl coşmuş çiçekler. 

İki tane dalında dileği bulunan gül ağacına rastgeldim. Çok istedim ne dilendiğini okumayı. Elim gitmedi hiç kağıtlara ama çok istedi içim ne yazıldığını okumayı, başka hayatlara şahit olmayı, belki bir nebze dahil olmayı. ‘Benim dileklerimden ne kadar farklı olabilirler ki?’ dedim kendi kendime. 🙂 Çok da farklı olamazlar. Nihayetinde ‘Fani dünyalıysan konumuz aynı, sonumuz aynı.’  Akşam dönüşte bakacağım dilekler dallardan alınmış mı? 🙂

Baharın gelişini bir çok kültür farklı isimlerle kutluyor aslında. Biraz Pagan adetlerini hatırlatıyor bana. Aklıma gelen ilk hikayede kızı kendine dönen Demeter’in dünyayı berekete, doğaanayı çiçeklere, tomurcuklara boğması ve insanların bu durumu şenliklerle kutlaması. Biz, iklim olarak çok zorlanmasak da, kışı atlatınca rahatlıyoruz. İncecik, tiril tiril giyinince hafifliyoruz. Daha çok gülüyoruz sanki baharda. Bu sabah, uyandıktan sonra yatakta gözlerim kapalı 2-3 dakika daha kalmak gibi garip bir huyum var. İşte tam o dakikalarda, bir sürü kuş sesi duydum. Şehrin göbeğinde nasıl neşeli ötüşüyorlardı. Bu sabah ben, baharın gelişini, kendi kendime, ateş yakmadan, dilekleri dallara asmadan kutladım. Bana mutluluk getir bahar, huzur getir. İçten isteyen herkese iyilik getir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s