F**K IT

Çarpıcı bir başlık olduğundan, DnR’da yaptığım uzun, uzuun gezmelerde dikkatimi çekmişti. İlk gördüğümde gülümsemiştim. ‘insanlar neler yazıyor.’ demiştim kendi kendime. Yazının çok çeşitli olmasından yanayımdır her zaman. Beyaz dizileri bile okurum. Her kitapta farklı bir tat bulurum. Beğendiğim cümlelerim muhakkak olur.

S*ktir Et, okuduğum ilk kişisel gelişim kitabı. Kişisel gelişim kitaplarını sevmiyorum ya, başkalarının ‘iyisin, yapabilirsin adammım.’ gibi gazlarından hoşlanmıyorum. Kendi kendime gaz verebilirim ben. 🙂 ‘Çok iyisin kızım be. Yürü, kim tutar seni? Süpersin! Bombastik.’  Bak, yazarken bile gülümsedim 🙂 Lakin bu kitapta farklı bir durum var. Yazar, John C. Parkin, ciddi bir dil kullanmamış. Okuyacağım kitapların muhakkak arkasını okurum. Kitabın arkasında yazarın fotoğrafı olmasını pek severim. Yazarla sanki arkadaşmışız da ben de ona el şakası yapabilirimişim gibi 🙂  S*ktir Et’i okurken sanki John ile bir kafedeymişiz, birşeyler içerken hayata dair konuşuyor, sohbet ediyor, zaman zaman fısıldaşıyormuşuz gibi hissettim. Eğlenerek okuyorum kitabı. 🙂  Kitabın ana teması sana acı ve sıkıntı veren yüklerden kurtulman va hayatının odağına sadece kendini koyman.

Budur! Tamamen budur bence. Sahip olmamız gereken ilk özellik bencillik. En önemli mutluluk benimkisi. Ben mutlu olmadan başka kimi mutlu edebilirim ki? Hayat görüşümüz bu olmalı. Başkasını mutsuz etmek değil. Yanlış anlaşılmasın. Kendini mutlu etmek. Salı günü çok gergindim. Saçma sapan amirlerle uğraşmak zor oluyor. Derdini anlatamıyorsun. Anlamak istemiyorlar. İşte gene öyle bir ortamda kitapta okuduğum S*ktir et nefes taktiklerini uyguladım. Önce omuzlarımı düşürdüm, sonra sırtımı dikleştirdim, derin bir nefes aldım burnumdan, ağzımdan olabileceği kadar yavaş verdim ve kalayı bastım içimden. 🙂 Çok rahatlatıcıydı 😀 Kim takar seni amir? Bi b*k bildiğin yok!!

😀  Bak yazarken bile mest oluyorum. 🙂 Neyse, kitabı daha bitirmeme rağmen yazmaya karar verdim. Başlarda pek hoşlanmamıştım. Sıklıkla tekrarlanan küfürler var içinde. Ama bir süre sonra küfür anlamından çıkıyor kelimeler. Kitapla ilgili tek rahatsızlığım var. Kitabın çevirisi iyi değil. Bazı cümlelerde yüklem yok, bazı cümlelerde özne ile yüklem çekimleri birbirini tutumuyor. Çok da uzun bir kitap değil halbu ki. Bu hatalar olmayabilirmiş yani. Genede okunması gereken bir kitap. Kuzulu pijamalarımla akşam okudum bir bölümünü, en çok hoşuma giden cümle şu; ‘Ya acı çekmeyi kabul edip kendimizi güvende hisetmeyi öğrendik, ya da kabul etmedik.’

Şuan müthiş bir mozaik pasta yiyorum, kitap çantamda, öğlen aramı bekliyor. Bütün sıkıntılarım, defolun, bana küfür ettirtmeyin, kaybolun!!!!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s