TATİL BİTTİ

I am coming home, I am coming home. Tell the world I am coming home.

İzmir havalimanının kaldırımına oturuyorum, 204 numaralı otobüsü bekliyorum. Çok kibar bir görevli 20 kala geleceğini söyledi. Benimde yapabileceğim tek şey beklemek. Bu satırları yazarken otobüsüm geldi bile. Geri kalanını işte otobüste yazıyorum. Otobüsün motorunu da çalıştırdılar. Çok heycanlı. Bu satırlara neden o şarkıyla başladım? Eve dönüyorum. Kısa sürede benimsediğim, evim diyebildiğim ve yaşamaktan memnun olduğum Aydın/Nazilli’ye.  Dilimde bu şarkı, zihnimde İstanbul anılarım. Kafam dağınık, birbirinden farklı konulara sarabiliyorum.

İzmir’in ulaşımı kolaylaştıran otobüsleri şuanda düşündüğüm. Bu yazıları millet okusun diye yazmıyorum. İçimden atabilmek için yazıyorum ama olurda birinin işine yararsa ne mutlu bana. Eğer İzmir otogarından havaalanına gitmek istersen en ucuz ve rahatı 204 numaralı otobüse binmek. Otogarın hemen dışından her 50 geçelerde kalkıyor. Aynı otobüs havaalanın dışından her 40 geçelerde geri dönüyor. Önümde yaklaşık 3 saatlik bir yol var.

Hala İstanbul trafiğinin ve kalabalığının yarattığı şaşkınlık durumunu atabilmiş değilim. Bak bukadar az yazmışken otobüs hareket etti bile. Bana yardımcı olan görevlilinin kibarlığına değinmek  istiyorum. Hoş bir bayanım diye belki bana kibar davranmıştır dedim ve kaldırımda oturduğum dakikalarda onu da izledim. Değil, adam kibar işte. Herkese aynı nezaketi gösteriyor.

Neyse gelelim hallet-i ruhiyemize. Mutluyum. Tek kelime. Oldukça eski  arkadaşları gördüm, ondan daha yeni arkadaşları gördüm, ablamı gördüm, alış veriş yaptım bir sürü, güzel yemekler yedim,  hoş sohbetler ettim, çok neşeli kadınlarla tanıştım,  sosyete pazarına gittim, bir daha neden İstanbul’da yaşamak istemediğimi hatırladım, neden taşındığımı, yaşadığım yere şükrettim. Galata Kulesine gittim, İstitklal Caddesini, Taksim’i gezdim.  Hemen bir fotoğraf koyuyorum. 🙂

Çok faydalı olmuş tatil baksana. En başından başlayarak bir özet geçesim var. Nazilli’den kalktım gittim İzmir Havalimanına. Açım, çoğunlukla açım zaten 🙂  

  Burger King’e attım kendimi. Hiç memnun olmadım. Lezzeti iyiydi, ondan bir sıkıntım yok da, olması gerekenden küçüktü. Big King yedim, güzeldi, sıcaktı ama küçüktü!!! Sitem ediyorum sana Burger King. Daha da sana gelmem!

Galata Külesini gezdim, senelerdir gezmediğim için de kendime kızdım. İstiklal Caddesi, Çiçek Pasajı, Terkos Pasajı, Taksim, Bahariye, ooohh, hepsi benim. 🙂 Çok alışveriş yaptım, paralar bitti 🙂  O kabinden nasıl çıktım bilmiyorum. 🙂 Çıldırmış gibiydim. Kadıköy Bahariye’de ki Mango kepenkleri kapatmıştı, biz çıkalım diye açtılar yarıya kadar. Öle terkedebildik mağazayı. 🙂 Sosyete Pazarı, Terkos Pasajı, Çilek sokak. Birsürü, birsürü şey aldım. 🙂 Yaşasın kıyafetler

Tek odağım tabi ki kıyafetler değil. 🙂 Çok hoş sohbetlerim oldu. Sohbeti sohbet yapan karşıdaki kişiler ya zaten; güzel yemekler eşliğinde kadın-erkek, kadın-hayat, kadın-iş, geçmiş, gelecek… Daha neler neler. 🙂 Bunun yanında sahaflara girdim, çıktım. Mest oldum, mest. Garip birşey farkettim. Evlerinin eşyalarını satan kişiler fotoğraf albümlerini de eskiciye veriyorlarmış, bu eskiciler de fotoğrafları sahaflara veriyormuş. Sahaflarda bu fotoğrafları satıyor. Çok ilginç. Bir kadın insanların akrabalarını bulduklarını, hatta eline devlet büyüklerinin fotoğraflarının geçtiğini söyledi. Sahafların dokusu bir başka. İkinci el kitabı severim ben. İçinden not çıkması, altı çizili yerleri dikkatle okumayı, bazen gözyaşı bazen çay lekelerine rastlamayı… Duygu ve yaşanmışlıklara tanık olmak ayrı bi tat katıyor kitaba.

     

Yazımı bir konrol ettim, gereğinden fazla uzamış. 😀 Gevezeyim bugün demekki. Daha fazla uzatmamak için tatil döneminde izlediğim filmlere değinerek sonlandırmak istiyorum. Üç tane film izledim. HELLO STRANGER, PETTY ROMANCE ve HEARTBREAK LIBRARY. Üçü de güzel filmlerdi. İlerde daha detaylı anlatmayı planlıyorum. Bu filmleri havalimanında ve kaldığım evin salonunda izledim. İnsanların aklını karıştırmışımdır. Düşünsene 208 A sayılı kapının önünde 10larca insan uçak beklerken bir kız köşeye çekilmiş, kulaklıkları takmış, kıkır kıkır gülüyor, kocaman şaşırıyor, salondan gecenin bir yarısı kahkahalar geliyo…

Evimi de özlemedim değil. Rahat yatmayı özledim. Her nekadar kendi evin gibi rahat edebilsende, edemiyorsun. Eve gidince ilk işim çoraplarımdan kurtulmak olacak. Evde terlik giymem için baskı yapan yok.  Özgürlük bu olsa gerek. 🙂 haha 🙂 Çorap çıkardıktan sonra kıyafetlerimi deniyip, kombinasyonlar yapacağım ya. Neyse, otobüs dolmaya başladı. Devamı yarın efendim.

PS: Bu renk yazdıklarım otobüste beklerken yazdıklarım. O anki duygu boşalımımı değiştirmeden eklemek istedim.

Siyah renkli yaılar ise bugün eklediklerim. İkisini birleştirip çorba yaptım. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s