SOĞAN CÜCÜĞÜ :) LEZETLİ :)

Pazara gittim. Çok sık gitmediğim için ellerim kollarım doldu tabiki. 🙂 Evim yakın, sorun olmaz dedim ama oldu. Taşırken çok yoruldum. Hala omuzlarım ve kollarım ağrıyor.  🙂 Ama değdi. 🙂  Gelelim aldıklarımıza. Klasik pazar alışverişinin yanı sıra bilmediğim şeyleri aldım. Adamın biri ‘Bilmedikleri almasan, nasıl yapıcan?’ bile dedi. 😀  Deniycem, ömür boyu bilmemeye devam edemem değil mi?

 

Filelerim de var. 🙂  Alışverişe çoğunlukla onlarla gidiyorum. Ne kadar az plastik torba kullanırsam o kadar iyi.

 

Çilek aldım, mis gibi kokuyorlardı, Kantoron otu aldım, mideye iyi geliyormuş. Bir de dağ kekiği aldım, bütün pazar yeri sanki kekik kokmuştu. Birde bunları 1er liraya aldım. İnanılır gibi değil.  🙂  Gelelim soğanın cücüğüne. 🙂  Gerçekten böyle bir şey varmış. Fıkralara konu olmuş bir yiyecek ya, Temel çok zengin olur, Dursun sorar ‘Temel, bu kadar parayla ne yapacağsun?’ Temel cevap verir ‘Soğanın cücüğünü yiyeceğum. Sen ne yapacağsun?’ Dursun karşılık verir ‘ Bana yapacak bir şey pırakmadun ki.’  🙂 İşte o cücüğü buldum. 🙂

Aydın- Nazilli’de yaşıyorum ve pazarlarda bilindik pazar tezgahlarının yanı sıra köylerden gelen çiftçilerin bir bez üstünde sattığı mallar da olur. Bende genelede oralardan alış veriş yapmayı severim. Yerli üreticiyi desteklemek lazım. Hem de hal mal olmadığından işin içinde çok daha taze oluyorlar. Beyaz namaz örtüleri var teyzelerin. Anneanneme benziyorlar. Onlardan almayı seviyorum. Neden bilmen, kendimi onlara yakın hissediyorum. Vıcık vıcık ilişkileri sevmem, herkesle yakın konuşmam, laubalilerden uzak dururum ama pazarda içimden biri çıkıyor. Yerel ağızla konuşuyor, herkese teyze, amca, abla diyor. Gene öyle bir anda, başka örtülerinde üstünde gördüğüm ve ne olduğunu anlayamadığım ‘şey’ leri gördüm.  ‘Abla bu ne?’ Kendi kendime güldüm; abla mı? 😀 ‘Cücük’ dedi. Bir daha güldüm. Bu sefer daha büyük. 😀 😀  ‘Bildiğin soğan cücüğü mü?’ dedim. Kadın bana nerden geldiğimi anlamaya çalışır gibi baktı. 🙂  1 liraya sattığını öğrendim, dedim ki ‘Abla ver bana 1 tane.’  Abla(!) poşete koyarken nasıl yapılacağını sordum, işte tam o anda konuşmalarımızı dinleyen adam ‘Bilmediğin şeyleri neden alıyorsun?’ dedi. Ben altta kalır mıyım? Kalmam. ‘Ömür boyu öğrenmeyelim mi bilmiyoruz diye?’ Ama bunu söylerken gülümsüyorum tabi ki. Ablanın müşterisini kızdırmak istemem. 🙂 Cücüğü aldım geldim eve. Nasıl pişirileceğini abladan öğrenmiştim. İşte size tarifi.

Öncelikle cücüklerin başlarında bulunan tomruları kesiyor ve geri kalan kısmı iyice yıkıyorsunuz. Soğan cücüğü fırın makarnaya benziyor, içi boş. Bu nedenle suyu iyice süzülsün diye dik bir şekilde bir süre bekletiyorsunuz. Pazarcı abla bana Aydın ağzı ile asmamı söylemişti. 🙂

Ardından ince ince kesiyor ve yağda kızartıyorsunuz. Soğan keserken gözler ne kadar yanıyor ise bunda da yanıyor. Hatta yanacağını beklemediğin için daha fazla yanıyor.  🙂 Cücüklerin pişmesi biraz zaman alıyor, piştikten sonra salça ekliyorsun ve bir süre de öyle pişiriyorson. Son olarak:

İyice pişen karışıma yumurta kırıyor ve afiyetle yiyorsunuz. Oldukça lezetli. Tavsiye ederim. Biraz ekşimsi bir tadı var. Kahvaltıya çok yakışıyor. Afiyet olsun, en az benim kadar beğenerek yiyin.  😀  Soğanın cücüğünü de yemedim demeyin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s