I GIVE MY FIRST LOVE TO YOU – AĞLAK BİR ÇAPON FİLMİ

I GIVE MY FIRST LOVE TO YOU

Mendilleri, peçeteleri, olmadı tuvalet kağıdını hazırlayın bayanlar, baylar. Bu filmi izlemeyi planlıyorsanız ağlamama gibi bi ihtimaliniz yok denecek kadar az.

I Give My Love To You 2009 yılı Japon sineması ürünü. İzlediğim ilk Japon filmi. Doğru bir tercih yaptım mı bunu izlemekle bilmiyorum. Posterinde iki ergen görünce, ismide ilk aşk milk aşk olunca uzunca bir süre uzak durmuştum aslında. Genede dün dayanamadım ve izlemeye karar verdim. Pişman değilim. Daha önce de söylemiştim, ağlak şeyleri sevmem ben. İzlemekten de kaçınırım.Bu da ağlak aslında ama bayağı değil. O nedenle sanırım izlemeye devam ettim. Ama eğer dram sevmiyorsanız, romantik filmlere katlanamıyorsanız ve eğer bir aksiyon manyağıysanız uzak durun. 🙂  Film dünyalar tatlısı bu iki çocuğun bir hastane yatağında geçen oyunları ile başlıyor. Esas kızımız, esas oğlanın kalp atışlarını dinliyor. 🙂 SPOILER geliyor. Benden uyarması. Bu çocukar büyüyor ve aşık oluyorlar. Çocuk kalp hastası ve nakil yapılamadan ölüyor, kız arkada gözü yaşlı kalıyor. Anlatırken basit bir konu gibi ama, aması yok aslında basit bir konu. İşleniş biçimi güzel. Filmi sıkıcı kılmamışlar ki böylesine en başından itibaren odağında ölüm olan bir film sıkıcı olabilirdi. Bu risk yüksek.

Gençlerin büyüme aşamalarını hiç görmüyoruz. İyi olmuş, aksi halde sıkardı.  🙂 Filmin yan karakterleri ile kurgu sağlamlaştırılmış. Karakter sayısı az olduğunda, sadece esas kız ve esas oğlan olduğunda filmler durağan oluyor bence. Bunun dışında film çok başarılı olmamakla beraber şaşırtıcı. Karakterlerimizin küçük hallerine çok sorumluluk yüklemiş senaryo. 5-6 yaşlarındayken 20 li yaşlarını göremeyeceğini öğrenme, arkadaşının öleceğini öğrenme, hayatının büyük kısmının hastanede geçmesi, etrafındaki büyüklerin bu ölümü kabullenmeleri, çocukların ölümün ne olduğunu bilmeden kabullenmelerive bu nedenle acı çekmeleri…

Bunlarla beraber filmin benim için unutulmayacak sahneleri vardı: Mayu’nun 4 yapraklı yoncaya Takuma’yı öldürmemesi için yalvarması. Çok, çok etkileyici bir sahneydi. Hatırladıkça bile tüylerim diken diken oluyor. Görselini bulmak isterdim ama beceremedim. 😦

Bir de Mayu’nun Takuma’nın külleri ve gelinlik ile kiliseye gidiş sahnesi. Orda bittim işte. Çok etkileyici, gözlerden yaş akıtıcı, boğazı düğümleyitici bir sahne olmuş.

Filmin hep çocuğun kalp nakli olması ve çiftimizin mutlu mesut yaşaması ile sonuçlanacağını düşündüm. Nakil için izin verilmeyeceğine, Takuma’nın öleceğine hiç ihtimal içine almadım. Bu yönü de şaşırtıcıydı. Genelde mutlu biter ya filmler. Bu bitmedi. Diğer delikanlıda komada. Kıza kimse kalmadı sevecek, teselli edecek. İşte hayatın gerçekliği filme çok iyi verilmiş burada. Kişinin yalnızlığı çok iyi işlenmiş.

Mayu’nun okçulukla ilgileniyor olması ve bu esnada geleneksel kıyafetler giyiyor olması da hoş bir tat katmış filme. Farklı bir görsellik.

Film uzun vadede (2-3gün) izleyiciyi etkilemeyi başarmaz bence. Buna rağmen izlerken de sıkmıyor. İzlenebilir, izlenirse karakterlerin küçük hallerinin tatlılığı ve ergen gencin kız arkadaşının iç çamaşırını ilk gören olmadığı için üzüntüsüne gülümsemek için izlenir.

Kendime Not: Artık ağlak filmlere, dizilere son. Komediye, aksiyona dön. Hayat zaten b*ktan, daha da germe kendini. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s