HANNA – İYİ İŞ

HANNA – SÜRÜKLEYİCİ VE MODERN BİR PERİ(!) MASALI

HANNA, beklentileri boşa çıkarmayan, hatta beklentinin de dışına çıkan bir film benim için. 🙂  Böyle olmasını ummuştum.  SPOILER geliyor dikkat.

HANNA, eski bir ajan tarafından, medeniyetten uzakta büyütülmüş, yakın dövüş sanatları, avlanma, silah kullanma, kısacası hayatta kalabilme öğretilmiş bir kız çocuğudur. Neticede Hanna bir çocuktur ve masallara ihtiyaç duymaktadır; neticede herkes bir çocuktur ve masallara ihtiyaç duyar. HANNA, Joe WRIGHT’ın masallara atıfları ile güzel çekilmiş bir film.

Film bembeyaz kar manazarası içinde( Karlar Kraliçesi), mükemmel bir kamuflaj örneğiyle Hanna’nın bir geyiği avlaması ile başlayıp, ormanın derinliklerinde ağaçtan yapılmış, izole edilmiş ve eski zamanların evlerine benzeyen bir ev (7 Cücelerin evini anımsatıyor)  ile devam ediyor. Hanna ve babası ateş önünde oturup konuşuyorlar, ocak üstüne asılı tencerede yemek pişiriyorlar, gaz lambası ile ısınıyorlar. Filmin ilerleyen bölümlerinde Hanna Berlin’e gidiyor. Berlin Spree Park’ın terkedilmiş hayvanları, sisli atmosferi masalımsı anlatımı desteklemiş. Ardından Hanna Grim Evi’ne girer ki, bu apayrı bir tat katmış filme. Film gayet ciddi aksiyon sahneleri olan bir film iken, bir çocuğun çocuk olmaya duyduğu özlemi gözler önüne serer. Hanna kulak arkasından bozuk para çıkarma hilesinden bile etkilenebilecek kadar izole büyümüş bir çocuktur. Filmin en iyi alıntısı bu bölümden yapılabilir. Alice Harikalar Diyarında’yı anımsatan, simetrisi ve gerçekliği bozulmuş bir görsellik içinde, kendisinden hiç beklenmeyen bir felsefi yoruma sahip olan Chesire Kedisini anımsatan bir adam vardır, adını unuttum :), gene kedi gibi çoğunlukla gülmekte ve ağır cümlelerini gülümsemenin üzerine kondurmaktadır. Hanna sorar: ‘What day is it? ( Bugün günlerden ne?’ adam çarpık bir gülümseyişle cevap verir: ‘Today, my dear. ( Bugün, tatlım.’ ) HAnna ve peri masalımızın kötülük kaynağı ajan Marissa Wiegler ile Kırmızı Başlıklı Kız’ın kötü kurdunu canlandıran devasal oyuncağın ağzında hesaplaşır; her ikisi de yaralanır fakat iyilik her zaman ki gibi kazanır.  Masalları seviyorsanız, Hanna’yı da sevecek, bir çok sahnede aklınıza farklı bir masal gelecek.

 

Hanna, hedefine kilitlenmiş, kötüyü öldürdüğüne inanmış ve babası ile buluşmak üzere önceden belirlenmiş noktaya gitmek için çabalamaktadır. Bu süreçte başından farklı maceralar geçer. İlk kez bir erkek ile yakınlaşır mesela. 🙂 Okadar saldırgan, çevik, ok atan, silah kullanabilen, çıplak elle insan öldürebilen bir kız çocuğunu tütü etek içersinde görmek, İspanyol gitarından etkilenmesini izlemek, kendisini öpmek isteyen çocuğu tuş etmesi… 🙂 Bu maceralar sürecinde Hanna’nın yabancı dillere hakimolması işi kolaylaştırmaktadır. İşte bu noktada benim, şahsen hoşuma giden bir detay ortaya çıkar. Holywood yapımlarında, çoğunlukla İslam kültürü terörist olarak işlenmiş, ezanımız uygunsuz(göbek atan kadınların fon müziği gibi) kullanışmıştır. Bilmedikleri kültür ile ilgili kulaktan dolma bilgiler ile ortaya konduğunu düşündürmüştür bana. Fakat burda, Hanna ezanı dinlerken bir yandan da çevirir. Sadelik oldukça çarpıcı bu sahnede bence.

 

 Hanna babası tarafından iyi yetiştirilmiş bir suikast makinası iken, var oluşunu sorgulayan bir ergene dönüşür. Her ergenin en az bir kere söylemesi gereken, zamane ergenlerin günde bir kez zikrettikleri ‘ben kimim? Burda ne yapıyorum?’ cümlelerine ulaşan Hanna, dünyanın düzenine ve şerefsizliğine hazır değildir. Ama hangimiz hazırız ki? Neyse, uzatıp karıştırmayalım. 🙂 Hanna çok iyi çekilmiş bir film. İzlenmeli. Fakat bu kusurları yok mu demek? HAYIR.

Filmi izlemeden önce Bana’ya umudu bağlamıştım, yanıldım. BANA, aksiyon sahnelerinde çok yapmacık durmuş. Olmamış. Hareketlerin öğretildiği ve sıra beklendiği çok ama çok belli. Bunun yanında RONAN’ın sade, abartıdan uzak ve akıcı oyunculuğu oldukça iyi. Bu RONAN’dan oyuncu olur. Benden söylemesi. İleride çok adını duyarız bu hatunun, ota sapa sarıpda şaşırmazsa tabi 🙂

SON DEĞERLENDİRME: HANNA, çok iyi çekilmiş ( Joe WRIGHT’a tebrikler), kurgusu, görselliği, etkileyiciliği oldukça iyi olan bir film. 2011’in şimdiye kadar ki en iyi filmi bence. Bir modern masal. İzleyin anacım, izlemeyenlere izletin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s