SENİNKİ KAÇ CM?

Rakı ile balığı aynı sofrada görmek, hatta düşünmek bile gülümsemene yetiyor ise, sen, arkadaş, sen olmuşsun. 🙂 Bunları yazarken dahi dilimden mideme kadar bir titreşim oldu.:)

Ama üzücü haberler var! Dün televizyonda Recep İvedik’in bilmem kaçıncı tekrarı vardı, yurdumuzun sık rastlanan ayı kararkteri dalış yapacaktı, kaptan ‘Bu sularda 300 çeşit balık türü yaşıyor.’ diyince ‘Say lan!’ diyordu. Film içersinde komikti evet, biraz. Ama düşün. Kaç çeşit balık türü biliyoruz? 10’u geçer mi? 20’yi geçer mi? Sanmam. Bunun da nedenleri var tabi ki. Yasak avlanma ve çevre kirliliği en önde giden nedenlerden olsa gerek.

Kirli olmayan çevre var mı? Varsa kaç tane ve nerede? İşte bu amaç uğruna canını dişine takarak çalışan insanlar var. Hemde gönüllülük ilkesi doğrultusunda. Birgün, işte bunlardan biri önümü kesti Ankara’da. Kızılay’daydım, hızlı adımlar ile yürüyen kalabalıktan değildim, vitrinlere, insanlara bakıyordum. Kolay hedeftim sanırım. 🙂 Önümü kesen kişi beni Greenpeace destekçisi yaptı. Bir süre kredi kartımdan devamlı bağış yaptım. Şu işi bitireyim diye geçmedi içimden.

Geçenlerde Greenpeace’ten bir mail aldım. Öle vara yoka mail atmazlar. Bu nedenle merakla açtım okudum. Konu bölümü, bir süre tereddüt etmemi de sağladı aslında; Seninki kaç cm?  ‘Nasıl yani? Ulan, iş yerindeyim, ters bir şey çıkar… Yok, yok Greenpeace diyor, ters bir şey çıkmaz.’ gibi cümleler bir süre beni alı koydu. En sonunda açtım.

Greenpeace’in yeni kampanyasının adı SENİNKİ KAÇ CM? Biraz okudum. Ben, bunu yazmaktan hoşlanmıyorum ama, balıkların standart avlanma boyutları olduğunu, bir balığın büyüğüne başka ad verildiğini, kağıt cetveller ile balıkçılarda ölçüm yapıldığını bilmiyordum. Balıkçıların, hasssaslıktan bukadar uzak olduklarını hiç aklıma getiremezdim!!.

Artık bize rakı-balık ikilisi de olmayacak bu gidişle. 😦 Balıkları avlanma zamanı dışında avlamak, yasal olmayan biçimlerde avlamak (torpil gibi), bebe balıkları avlamak. Yapmayın, etmeyin. Sadece bu günü düşünmeyin. 20 sene sonra da, çupra yiyebilelim.

Zat-ı şahaneler, yavru balık avını önlemek için 21 haziranda Tarım Bakanlığı ile bir toplantı gerçekleştirdiler. Toplantıdan iyi sonuçlar da çıkmış, kötüler de. Ama bir birliktelik oluşturulabilmiş. Pek önem vermeyiz biz böle şeylere. Hatta başlığı yanlış bulanlar bile olacaktır. Ben gayet uygun, akılda kalıcı ve dikkat çekici olduğuna inanıyorum. Medyadan yeterli ilgiyi görmese de, gün geçtikçe destekçisi artacaktır. Sen yanmazsan, ben yanmazsam… Değil mi?

Toplatı değerlendirme yazısından alıntı yapark yazıyı solandırıyorum. Destek olalım, olmayanları uyaralım.

http://www.kacsantim.org/

Önce iyi haberler:

  • Danışma kurulunda balık boyları ile ilgili henüz yanlış kararlar verilmedi. Konu ilk defa sivil toplum kuruluşlarının baskısı ile gündeme taşındı ve etraflı tartışıldı.
  • Danışma kurulu ‘Seninki kaç santim’ kampanyasının arkasındaki yarım milyon kişinin ve destek veren kişi sayısının katlanarak artacağının farkında…
  • Danışma kurulu, oluşan bu komu oyu baskısı nedeniyle yasal balık avlama boyları ile ilgili önümüzdeki aylarda daha detaylı çalışılacağını birkaç kez ifade etti.
  • Kurulu düzenlerinin bozulmasını istemeyen ve ne yazık ki sürdürülebilir balıkçılığı gözardı eden endüstriyel balıkçıların tepkilerine karşın kıyı balıkçılarının kampanyamızı yakından takip ettiklerini görmek, yakın desteklerini hissetmek ve bizleri bir umut ışığı olarak gördüklerini anlamak çok önemliydi.
  • Birlikte başardıklarımızın danışma kurulundaki yansımalarını görmek çok güzeldi. Hepimiz adına gururlandık. Herkes balık boyları konusunda artık çok daha dikkatli ve kimsenin yanlış bir karara tahammülü olmadığının farkında.

Toplantının kötü haberleri ise:

  • Tarım bakanlığı kendi internet sitesinden duyurup söz verdiği halde tüm balık türlerini konuşmadı, tartışma lüfer ile sınırlı kaldı.
  • En önemlisi ve rahatsız edici olanı, balık boyları gibi gayet net bir bilimsel konunun balıkçılarla pazarlığa dönüşmesi idi. Bakanlığın endüstriyel balıkçıların baskısına karşı bilimselliği güçlü bir şekilde ortaya koymaması son derece yanlış bir yöntemdi. Bu konuda endişelerimizi açıkça dile getirdik.

Yani beklediklerimizi bu kez alamasak da yarattığımız kamuoyu ile yanlış bir karar verilmesini şimdilik önledik. Bu da kampanyaya hiç hız kesmeden devam edeceğiz anlamına geliyor. Denizlerin, balıkların ve küçük balıkçının kaderini balıkçılık endüstrisine bırakmayacağız. Balıkçılık endüstrisi sadece sürdürülebilir balıkçılığın değil, kıyı balıkçılığının da sonunu hazırlıyor. Baskımızı arttırarak anlatmaya devam edeceğiz.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s