DİDİM KAÇAMAĞI

KAÇAMAK – ZİHNİ FERAHLATMAK, SİNİRLERİ GEVŞETMEK, DERTLERİ KESELEMEK  VE EŞELEMEK 🙂

Sosyal Hizmetlerde bir osyal Hizmet Uzmanı olarak çalışmak oldukça zor. Bu olağan sıkıntının üzerine bir de işyerinde ki aksaklıkları+ergen genç kızları ekle! Ömrümden nömür gidiyor resmen. 😦 Bu nedenle kaçamaklara ihtiyaç duyuyorum.Zaman zaman da yapıyorum. İşte bu Didim kaçamağım. 14 yıllık, eski mi eski, iyi mi iyi, pamuk şekeri gibi sevgili arkadaşım Mügem ile birleşecek ve güzelce, kadın kadına, dedikodu dolu, kahkaha dolu, eski anılar, gelecek planları dolu günler geçirecektik. Nitekim öyle oldu. Sanki anamın evine gitmiş gibi oldum. 🙂

Kaçamak Didim kaçamağı ama Kuşadası seferleri ile başladı. Kuşadası’nda bulunanan Seapark’ta başladık rahatlamaya ve ağız dolusu gülmeye, hafifiten ürkmeye. İlk yaptığımız köpekbalığı havuzuna girmek oldu. Tanrım, biz böyle JAWS beklerken, bildiğin evcil köpekbalıklarının yanına dalmak, suyun derinliklerine doğru giderken bizi gerse de Mügenin şnorkel kullanma çabaları, köpekbalıklarının bizi takmaması, suyun pis olması gibi nedenlerle kahkahalarla son buldu. Yani, eğlenceli fakat tatmin edici olmaktan uzak bir köpekbalığı deneyimiydi. Ardından egzotik balıkların olduğu rivayet edilen havuzda yüzmeye gittik. Arkadaş, iki tane egzotik balık atmışlar, böle sarılı, siyahlı felan. Gerii bildiğin kefal, çupra, karagöz felan. 🙂 Genede eğlenceliydi. Balıklara bu kadar yakın olmuşuzdur muhakkak. Alanya’da büyüdük çünkü. Ama bukadar yakın olduğumuzu hiç bilmedik, hiç karagözden bu kadar korkmadık yani. 🙂 Ardından havuz görevlilieri bizim kahkahalarımızın arasından vatoz besleme saaati olduğunu haber verdi. Besledik diyemeyeceğim, bsledim. Mügem korktu yada tiksindi bilemiyorum, ya da bunlar sadece bahaneydi? 🙂 Çok şekerler, çok! Ama tehlikeli hayvanlar. Kuyruklarının altında bir dikenleri oluyormuş, oda adamı haşamata çeviriyormuş. O dikenler alınmış tabi ama gelde bunu yurdum insanına anlat. Ayaklarıma böle yumaşak bir şeyin dokunduğunu hissetmeme ile Müge’den ‘ayağının altındalar!’ cümlesini duymam bir oldu. İşte o an ölüyorum sandım. 🙂 🙂 Zamanla onlar sana sen onlara alışıyorsun. Ağzına balık bile veriyorsun.  🙂

Kuşadası Seapark’Ta eğlenceli bir günden sonra ilk hedef Didim’di. Didim’in küçüklüğünden şikayet eden ahiretliğim beni tek çarşısı ve caddesine götürdü.Hakkaten küçük ama canlı. Şimdi yüksek sezon tabi.

Orda küçüklüğümüzden, Alanya caddelerinden kalma buzlu badem gördük. Müge ısmarladı bana. Ama altındeğerinde. 100 gr 5 lira! Neyse aldık tabi. Çocukluğa döndük. Bu çocukluğa dönmek bedava olmuyor ki. 😀 O gece fahri annem sayılan Birsen teyzenin bize hazırladığı çift kişilik yatakta nasıl uyudum bilmiyorum. Kısmi komaya girmiş olmalıyım yorgunluktan. 🙂 Ertesi gün ilk hedefimiz Apollon Tapınağı’ydı.

Oldum olası tarihi yerleri sevmişimdir. Oraları gezerken aklımdan geçen şeyler ‘Bu köşelerde kim bilir ne kavgalar, ne aşklar, ne ihtiraslar ve hırslar yaşandı.’ olur. Bu duyguyu Efeste, tapınağın dar sokaklarında da hissetmiş, etek hışırtıları duyar gibi olmuştum. Bu manevi hırsları tapınaklara yakıştırmak pek uygun değil tabi ama onlarda insandı. İnsanın olduğu yerde hırs olmaması pek mümkün değil. 🙂 Didim Apollon  Tapınağını gezerken de aynı düşünceler, aynı fikirsiz fikirler aklıma hücum etti. 🙂 Apollon tapınaklarının özelliklerini biliyorum, Apollon’u biliyorum, Yunan mitolojisinin genel çerçevesini de biliyorum fakat bu tapınakta sanki farklı birşeyler var. Şuanda kadar gittiğim tapınaklarda ne biliyim, ibadet alanları, yatak odaları, sunak gibi alanlar olurdu. Bu tapınakta sanki halka seslenilecek, meclisi toplayıp konuşulacak yerler gibiler. Devasal bir yapı. Bukadar yüksek duvarları sanırım bir tek Efes’te gördüm.

Etkilendim açıkçası tapınaktan. Büyükler, kocamanlar. bunların yanında ne yazıkki tapınak alanı yeteri kadar temiz ve düzenli değil. Sadece iki sütün ayakta kalabilmiş, duvarların yarısı ayakta. Etraf incir ağaçları ve zeytin ağaçları dolu, çöp dolu. Yapmayın sevgili idareciler, yöneticiler, kendine başkan diyen belediyeciler. Ayıptır. Günde kaç ulustan kaç insan geliyor. Bir tapınağı adam edemez miyiz ya? Bizim arkeoloji bölümleri boşunamı öğrenci mezun ediyor? Bir projeye bakar. Millet zaten cv ye koyacak faaliyet arıyor.

Taşlara çıkarken çok zorlandım. Klasik söylenmeleri tekrarladım. Bu eski insanların bacakları ne kadar uzunmuş! 🙂 O merdivenleri çıkışımı tarif etmek bile istemiyorum. 😀

Bir koridor yada alan yada bir şey işte, aşşağıda fotoğrafı. Orda ellerimi, kollarımı açarak dönmekten alamadım kendimi. 🙂 Çok eğlendim, anlatamam. Sanırım nereye gittiğine bağlı olduğu kadar kiminle gittiğine de bağlı.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s