YAĞMUR SEN DE VURUP DURMA ŞU CAMA!

🙂 🙂 🙂

Dünya dönmese dursa;  bir boşluğum olsa, içine girsem, düşünsem; Düşündüğüm kişi hıçkırsa “Amomavali beni andı.” dese pat diye çıkıp gelse; ayakkabı perileri yerine bulaşık perileri olsa, bu gece mesai yapsa; ben abime benziyeceğime abim bana benzese, gökkuşağı içime aksa, yağmur dışıma; erik mevsiminde ben çiçek açsam; Freud gelse, beni çözse, Şart Kipi bu gece benim olsa, hiç uyumasa; dünya dönmese, dursa…

PADAM PADAM…

PADAM PADAM-KÜT KÜT ATIYOR KALBİM

Padam Padam; The Sound of His and Her Heartbeats, gümbür gümbür geliyor. Bu kadar aşk kokan, bu kadar ağır duran, dram kokan dizilerden hep ama hep uzak durmuşumdur. Hayat ağırken zaten daha da ağırlaştırmanın amacı ne olabilir ki? Ama… Hep bir ama vardır. 🙂

Ama Padam Padam bir garip dizi gibi. Aşık olmaması gereken bir kadına aşık olan, bakışları deli deli olan bir adamın hikayesini anlatıyor. İlk bölümü yayınlandı. İzlemedim daha ama ilk izleyeceğim dizi o olacak. Görsellerini inceledim. 🙂 Bir gölde, iskelenin hemen yanında o deli bakışlı adamla, kuğu gibi bir kadın var. Bittim o fotoğrafa. Halka’da tvden bir kız çıkıyordu ya ben de bilgisayar ekranından geçerek o göle girmek istedim.

Dizi ile ilgili yorumları okumak istemiyorum. Yalnız bir deneyim olsun bu. 🙂 İşte bu fotoğraftan bu iki adamın hapishaneden çıktıklarını hatta yaşlı adamın gömleğinden 80 li senelerde girdiğini fakat beraber çıktıklarını düşünüyorum. Büyük ihtimalle de busahne özgürlüklerinin ilk saatleridir. Bu kadar büyük kahkahalar özgürlüğün hafifliğinden olsa gerek.

Bu kim bum’un kürek kemiklerine yara izi koymuşlar, fonda da kuş tüyleri var. 🙂 Bu tüy siklet düşmüş bir melek olmasın? 🙂 Hayırlısı artık. 🙂

İLK İŞ GÜNÜ VE STERESE BAĞLI BAŞ AĞRISI

🙂

Halime gülüyorum sadece. 🙂 Başka birşey yapamıyorum çünkü. Van’dan geleli 5. gün bugün, hala kendime gelemedim. Bugün işe de başladım ama çok ağır geldi. Ergenlerle uğraşmak zor üstat. Öğlen arası olmadan daha 3 görüşme yapmış ve şakaklarımdan kafamın arkasına kadar bir baş ağrısını yerleştirmeyi becermiştim. 🙂 Yapma Amomavali, senin derdin bu, sal gitsin diyorum, kendi dediğimi kendim yapamıyorum.

Saat tam 12 olduğunda öğlen arası dedim ve Geceyarısı kitaplarından Lilliput Masallar’ı elime almıştım. Zihinsel dinlenceye ihtiyacım var.Kitabı bu amaç ile elime alsamda beni daha da yordu denebilir. Birer başlık ve kısacık metinlerden oluşan bir kitap bu. Başlarda çok anlam veremesemde, kitap bir girdap gibi aldı içine beni. Alıntı yapılabilcek okadar çok bölümü var ki.

Benim en etkilendiklerim, algıda seçicilikle ilgili olsa gerek öncelikle

“Lütuf

Bu dansı bana lütfeder misin, demiş Fay ve Kentin cevap vermesine fırsat vermeden başlamış korkunç Vals.” oldu.  😦 O Valslere dahil olmasaydık, uzaktan bile izlemeseydik, hiç deprem korkusu yaşamasaydık, Alice ile birlikte Harikalar Dİyarında çay içseydik…

“Dilemma

Sadağındaki tek oku oğluna doğru gönderdiğinde Giyom, elma babası tarafından vurulmamayı umuyordu.”

Mavi bir hüzün kapladı içimi, öğle yarım biti bitecek, bugün mesai sonu zor gelecek.  Baş ağrımla yalnız kalabilsem, düşünmesem, endişelenmesem…