GDO MU? HAYIR TABİKİ DE!

GÖYNÜME YEŞİL BİR BARIŞ DÜŞTÜ.

GREENPEACE’in destekçisi olmam üniversite yıllarımın başlarına, Ankara-Kızılay sokaklarında bir kış gününe denk geliyor. Destekçi olmamı isteyen destekçinin doldurduğu form ile, kendi çapımda yardımlarımı sağladım senelerce. Böyle bir organizasyonda tek destek maddi olmamalı. Yapılan kampanyaların duyurulması ve böylelikle oluşturulan tepkinin artmasının da önemli bir destek olduğuna inanıyorum. Bundandır ki mail kutuma düşen bilgilendirme notunu aynen paylaşıyorum. GDO lu ürün yemek istemiyorum. Yeterince hormonmlü meyve-sebze yedik, GDO da eksik kalsın!!!

Yemezler - Greenpeace
Yer misin, yemez misin?
spacer
Merhaba,

Sağlığımızı korumak için acilen harekete geçmemiz gerekiyor! Neden mi? Bir süre önce Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş 9 mısır çeşidinin ithal edilmesiyle ilgili risk raporlarını sitesinde yayınladı. Bugün bu raporlar hakkında görüş bildirmek için son gün.

Dünyamız laboratuvar değil! GDO’lu ürünler, insanlar, hayvanlar ve doğa üzerinde yapılan tehlikeli bir deney. 9 yeni mısır çeşidi ile ilgili görüş bildirmek için son 9 saate giriyoruz. Hem kendimizin, hem de gelecek nesillerin üzerinde bu deneyin yapılmasına izin vermemeliyiz!

Şimdi sen de görüşünü bildirerek sofrana gelecek bu tehlikeye hayır de! Bunun için aşağıdaki örnek metni kopyalarak görüş bildirme formunu doldurman, komite olarak “risk değerlendirme”yi seçmen ve gen ismi kısmına “9 mısır çeşidi için toplu görüş” yazman yeterli olacak.

MON810MON810

Risk Değerlendirme Komitesi MON810 mısır çeşidi ile ilgili raporun hazırlanıp kamuoyu görüşüne açılmasından hemen sonra, 15 Şubat 2012 tarihinde Journal of Applied Toxicology dergisinde söz konusu mısır çeşidinin içerdiği Cry1Ab toksini ile ilgili yayınlanan çok önemli bir makale, MON810 mısır çeşidine dair hazırlanan raporun yeniden değerlendirilerek Biyogüvenlik Kurulu’nun bu mısır çeşidinin yem amaçlı ithalat başvurusunu ivedilikle reddetmesini zorunlu kılmıştır.

Söz konusu makale, bahsi geçen MON810 mısır türüne, mısır kurtlarından korunması amacıyla genetiği değiştirilerek sentezlettirilen Cry1Ab Bt toksinlerin farklı maddelerle birlikte maruz kalındığı zaman insan hücreleri için ölümcül olduğunu ortaya koymuştur (Mesnage ve ark., 2012). Adı geçen araştırmada MON810 varyetesinin sentezlediği protein, mısır yetiştirilirken kullanılması olası olan glyphosate türü herbisitlerle beraber insan hücrelerine maruz bırakıldığında hücrelerin nekroz ve apoptoza uğradıkları görülmüştür. Yani adı geçen mısır türü insanlar için ölümcül sonuçlar doğuracak hücresel olaylara sebebiyet verebilir.

Ortaya çıkan bu yeni araştırma neticesinde MON810 başvurusunun yanında, glyposate direnci içerecek şekilde MON810 ile melezlenen GD mısır hibritlerine verilmiş izinler de acilen iptal edilmelidir.

59122xNK603

Risk değerlendirme komitesi hazırladığı raporda 59122xNK603 çeşidinin ‘…yem olarak kullanılmasının …kayda değer bir risk taşımayabileceğine’ oy çokluğuyla hükmetmiştir. Bu suretle Risk Değerlendirme Komitesi söz konusu çeşidin 1) risk taşıdığını; 2) bu riskin kayda değer olup olmadığına dair ise kesin bir hüküm getiremediğini ifade etmiştir. Bu değerlendirme neticesinde Risk Değerlendirme Komitesi Biyogüvenlik Kurulu’na 59122xNK603 çeşidininin ithaline dair çekimser görüş bildirmiştir.

Bilindiği üzere Biyogüvenlik Kurulu’nun dayanağı olan Biyogüvenlik Kanunu’nun amacı ‘genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemek’tir. Aynı şekilde, Biyogüvenlik Kurulu’nun, varlık nedeni olan Biyogüvenlik Kanunu’nun dayandığı Biyogüvenlik Cartagena Protokolü’nce ifade edilen yükümlülüğü, yapacağı değerlendirmeleri ve vereceği kararları ihtiyat prensibi (ihtiyatlılık ilkesi / ön tedbirci yaklaşım) çerçevesinde gerçekleştirmektir.

Risk değerlendirme komitesince yapılan 59122xNK603 çeşidinin ‘kayda değer bir risk taşımayabileceği’ değerlendirmesi, içinde ‘kayda değer bir risk taşıyor da olabilir’ anlamını ve zımni kabulunü barındırdığı için, Biyogüvenlik Kurulu’ndan net talebimiz bu noktada ihtiyatlılık ilkesini işleterek, ‘riskleri engellemek’ görevini yerine getirmek amacıyla 59122xNK603 mısır çeşidinin yem amaçlı ithalat başvurusunu reddetmesidir.

MON88017

Ne yazık ki MON88017 mısır çeşidine dair hazırlanan Risk Değerlendirme Raporu’nda yer alan yaklaşım, GDO lobisince gerekli ek güvenlik testlerinden muaf tutulmak amacıyla icat edilip ABD’de uygulamaya sokulan ve son derece müphemlik ve çelişki içeren, üzerinde büyük tartışmaların yaşandığı Substantial Equivalence (Tatmin edici ölçüde eşdeğerlilik) kavramının bir uygulamasıdır. Türkiye’de herhangi bir hukuki ve teknik dayanağı olmayan bu tartışmalı kavramın Risk değerlendirme Komitesi Raporu’na sızmakla kalmayıp Rapor’un sonuç cümlesini oluşturması kabul edilebilir bir durum değildir. Ülkemizdeki Risk Değerlendirme Komitelerinin amacı, risk değerlendirme mekanizmalarını engellemeye yönelik bu tarz lobicilik ürünü kavramları dayanak olarak kullanmak değil, bağımsız ve nesnel risk değerlendirmelerinde bulunmaktır.

MON88017 Risk Değerlendirme Raporu’ndaki bu eksiklik, Rapor’un referans verdiği yayınlarda da kendini göstermektedir. Rapor neredeyse tamamıyla, bilimsel bir yanı olmayan çeşitli kurum raporlarına veya hakemli olmayan ve/veya yayın kurulunda GDO çalışması yapan biyoteknoloji şirketlerinin temsilcileri bulunan akademik dergilerde yayınlanan makalelere dayanmaktadır. Örnek vermek gerekirse, Food and Chemical Toxicology dergisinin yayın kurulunda yönetici editör olan 3 kişiden biri Pioneer şirketinin çalışanı olduğu görülmektedir. Benzer şekilde Environmental Biosafety Research dergisinin yayın kurulunda 1 adet Syngenta, 1 adet de Dow Agrosciences temsilcisi bulunmaktadır. Bunun da ötesinde, komite raporunda GDO endüstrisinin herkesce bilinen baskı örgütü olan ISAAA’ya referans verilmesi, MON88017 çeşidine dair Risk Değerlendirme Raporu’nu hazırlayan komitenin iyi niyeti konusunda şüphe oluşmasına yol açma tehlikesi yaratmaktadır.

Üzülerek müşahade ediyoruz ki, Substantive Equivalence kavramınca şekillenmiş, GDO endüstrisi temsilcilerinin yer aldığı akademik dergilerde yayınlanan makalelere dayanan, ve hakemli akademik dergilerde yayınlanmış bağımsız araştırmalara yer vermeyen MON88017 Risk Değerlendirme Raporu, bu sebeplerle risk değerlendirmesini kaçınılmaz ölçüde eksik gerçekleştirmiştir. Bu haliyle MON88017 mısır çeşidinin yem amaçlı ithal başvurusuna onay alması mümkün olmamalıdır. Risk Değerlendirme Komitesi’nce zararsızlığı kesin olarak tespit edilemeyen MON88017 mısır çeşidi raporda da belirtildiği gibi oldukça büyük zarar, dolayısıyla da insan, hayvan ve çevre sağlığı için ciddi ve geri dönüştürülemez hasar riski barındırmaktadır. Zararsızlığı ispatlanana kadar bu çeşide karşı temkinli yaklaşmak ihtiyat prensibinin bir gereğidir.

MIR 604

Bu çeşit oldukça yeni bir çeşit olup, Syngenta firmasının müracaatı üzerine 2006 yılında Avustralya’da, 2007 yılında Japonya, Kanada ve ABD’de, 2009 yılında AB’de, ilgili yetkili kuruluşlar tarafından gıda ve yem olarak kullanılması onaylanmıştır. Ancak, Komite Raporu’nda da belirtildiği gibi, bu çeşitle ilgili, yem olarak kullanılması halinde ortaya çıkabilecek riskler konusunda yeterli veri bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, tehlike içermediğine dair yeterli veri bulunmayan MIR 604 mısır çeşidine Biyogüvenlik Kurulu’nun İhtiyatlılık ilkesi çerçevesinde yaklaşarak söz konusu mısır çeşidinin ülkemizde yem amaçlı kullanımının onay vermemesi gerekmektedir.

T25

Risk Değerlendirme Raporu’nda belirtildiği gibi,bu çeşitle ilgili hayvan beslemesine yönelik sınırlı sayıda bilimsel yayının bulunmaktadır ve bu yayınlarda da deneysel çalışma sonuçlarına dayalı değerlendirme parametrelerinin eksik ve/veya yetersizdir. Bu konudaki deneysel çalışmaların söz konusu çeşidin hayvan beslemede kullanımı için karar vermek üzere yeterli olmadığı sonucuna varan bilimsel komite görüşü uyarınca, Biyogüvenlik Kurulu’nun ihtiyatlılık ilkesi çerçevesinde T25 mısır çeşidinin ithaline onay vermemesi gerekmektedir.

MON863

Risk Değerlendirme Komitesi Raporu’nda da belirtildiği üzere, MON863 mısır çeşidi ile ilgili kaynaklar dikkate alındığında; hepato-renal toksisite başta olmak üzere, dalak, immün sistem, genito-üriner sistem dahil çoklu organ ve sistem zedelenmesini rapor eden yayınların varlığı, nptII antibiyotik direnç geni taşıması ve bu genin bitkiden bakterilere yatay gen geçişinin mümkün olabileceğine ilişkin yayınların varlığı, dikkate alınarak, MON863 mısır çeşidinin yem olarak kullanılması ciddi risk oluşturacağı için Biyogüvenlik Kurulu bu mısır çeşidine onay vermemelidir.

MON863xMON810xNK603

MON863xMON810xNK603 mısır çeşidi ve bu çeşidi oluşturan ebeveynler ile ilgili kaynaklar ve Risk Değerlendirme Komitesi Raporu dikkate alındığında; özellikle MON863 ve MON810 mısır çeşitlerinin hepato-renal toksisite başta olmak üzere, dalak, immün sistem, genito-üriner sistem dahil çoklu organ ve sistem zedelenmesini rapor eden yayınların varlığı, MON863 mısır çeşidinin nptII antibiyotik direnç geni taşıması ve bu genin bitkiden bakterilere yatay gen geçişinin mümkün olabileceğine ilişkin yayınların varlığı, MON810 mısır çeşidinin genetik kararsızlığı dikkate alındığında, MON863xMON810xNK603 mısır çeşidinin yem olarak kullanılması ciddi risk oluşturacağı için Biyogüvenlik Kurulu bu mısır çeşidine onay vermemelidir.

MON863xMON810

Risk Değerlendirme Komitesi Raporu’nda belirtildiği gibi MON863xMON810 mısır çeşidinin ebeveynlerinden MON863 mısırın taşıdığı neomisin direnç geninin (nptII) ileride yaratabileceği sorunlar ile MON810 nun genetik yapı kararsızlığı ve toksikolojik (hepatorenal toksisite ve bağışıklık sistemini baskılayıcı özellikleri) etkileri konusundaki araştırma sonuçları dikkate alındığında, bu konulardaki belirsizlikleri ortadan kaldıracak ilave araştırmalara ihtiyaç olduğu aşikardır. Bu noktada söz konusu çeşide Biyogüvenlik Kurulu’nun ihtiyat ilkesi çerçevesinde yaklaşması zaruridir. Kandı ki MON863 mısırının taşıdığı antibiyotik direnç geninin doğuracağı riskler, MON863xMON810 melez türünün ithalat izin başvurusunun reddedilmesi için yeter şart oluşturmaktadır. Yine MON810 çeşidi nin toksikolojik etkileri ile ilgili yeni ortaya çıkan bulgular ve yayınlanan bilimsel makale bu mısır çeşidinin melezlerinin de izin başvurularının ivedilikle iptalini gerektirmektedir.

MON863xNK603

Risk Değerlendirme Komitesi, MON863XNK603 mısır çeşidinin ve ebeveynlerinin yem olarak kullanıldığı sınırlı sayıdaki araştırma sonuçlarında kontrolle (genetiği değiştirilmemiş mısır) karşılaştırıldığında bu ürünü içeren yemlerle beslenen hayvanlarda bazı biyokimyasal parametrelerde değişikliklerin olmasını önemli bir olumsuzluk olarak değerlendirilmiştir.

Teşekkürler,

Tarık Nejat Dinç
Tarık Nejat Dinç
Tarım ve GDO Kampanyası Sorumlusu

 

YAĞMUR VE ADELE

ROMANTİK BİR PAZARTESİ SABAHI 🙂

Bir Pzartesi sabahı daha, bir iş günü daha. 😦 Güzel bir haftasonu geçirdikten, kendime güzel ayakkabı, çanta ve küçük malzemelerim için çanta diktikten ve fotoğraf dersi sınıfımla alana çıktıktan sonra Pazartesi sabahı saat 07:10’da ayaktaydım. Hiç zorlanmadım kalkarken. İlginç. 🙂 Yıkandım, giyindim, hazırlandım ve dışarı çıktım. Aydın’da bir yağmurlu gün daha. 🙂 Şemsiyemde yağmur damlalarının ritmik sesi, kulağımda Scotty, Scotty’de Adele’in muhteşem albümü. 🙂 Bir Pazartesi sabahından daha ne istenebilir ki?

TEYZEDEN BİR DAMAT ADAYI … :)

🙂

Teyzem zaman zaman bana kısmet buluyor,  ama bu aralar kendi derdine düştü. Kansere yakalandı ve yendi kanseri teyzoşum. Zor günler geçirdi ama şimdi sağlığı yerinde maşallah. 🙂 bugün telefonda konuştuk biraz. sohbet-muhabbet, sonra anneme verdim tlefonu. 🙂 İki bacı dedikodu yaptılar, kısakısa. Laf döndü dolandı Can BONOMO ve şarkısına geldi. Teyzem çocuğu çok beğenmiş, bana alacakmış. 🙂 Annem de benim için küük olduğunu belirterekkısmetimi üsule uygun bir şekilde reddetti. 🙂 Yahu bayanlar ne ettinşz? İki dakkada beni hem everdiniz hem boşadınız. 🙂

Can BONOMO Fiesta reklamında oynadı, Mtv Tr da programı vardı, bir de bir garip albümü var. Kendisi de sıradışı bir adam, ses tonu farklı, tarzı da farklı. Bence çok da önemli bir yarışma olmayan yurovizyon a  🙂 katılacak. Bence güçlü şarkısı, çünkü klaasik bir pop parçası. Ritmik, akılda kalıcı, anlaşılır; e adam da sempatik olunca. Kısmet artık … 🙂

Teyzem bana kısmet bulma görevine döndüğüne göre, iyileştiği resmileşti. 🙂  😀

SÖYLEYECEK SÖZÜ OLMAMAK…

BİR GARİP RUH HALİ; NE DİLİM NE ZİHNİM BUNA ALIŞIK

Çok konuşurum genelde, hele neşem yerindeyse. Son zamanlarda, yaklaşık 1 haftadır boş boş bilgisayara bakıyorum. Hala olgunlaşmadı düşüncelerim. Bu olgunluk eksikliğinin üstüne bir de hastalık eklendi, şimdi de hem hastayım hem nöbetçi, hem açım hem uykulu… Çenem esnemekten acıdı yahu 😦 Kendimi dilim tutulmuş bulduğumdan, kendi kendime, kıyak olsun diye Lady Gaga’dan Speecless’i armağan ediyorum. 🙂

SOĞUK GELİYOR…

CUMA GÜNÜGÜNEY EGE’DE BİLE KAR VARMIŞ!

Cuma günü memleketi soğuk alıp götürecek, İskandinavya adasına bırakacak ve Finli’lerin Türk olduğunu kanıtlayacakmış! 🙂 Arkadaş Güney Ege’de karın ne iş var? Oldu olacak Ekvator’a da yağ  bari! Yani, böyle yüzeysel bir laf etmek istemezdim ama bu şimdi küresel ısınma mı? 🙂

Ya ben bir sürü plan yapmıştım, Pazar günü mangala gidicektim? Sucuk ekmek yiycektim, yanında bulgur pilavı. Yemekten sonra mangalda çay demliycektim. Şitresimi atacaktım. Uzun zamandır atamadığım bir öfkem var. İki temiz hava alıp, iki küfür edip ( toplum duymadan,açık havada, doğal ortamımda 🙂 ) rahatlayacaktım? Ulen hava durumu bütün moralimi bozdun. 😦

Malum memlektte havalar soğuk, gece dona çekiyor. Kış var gücüyle üstümüzegeliyor. Kar gören Egeliler, kuduruklar gibi çıldırıyor, ardından hasta oluyor. Ne yapmak lazım? Kış çayı ya da meyve suyu. 🙂

Yemekten bıktığın ama atmaya kıyamadığın armut, elma, ayvayı iyice yıkayıp büyük dilimler halinde kesiyorsun. Derin bir tencereye su, kesilen meyvaları, kafana göre şeker ve kabuk tarçını koyuyorsun ve kaynatıyorsun. Pişen meyvaların çoğunu atıyor bir kısmını rondodan geçiriyorsun ve soğuyunca mis gibi içiyorsun. 🙂 Kalorisi düşük, vitamini bol, lezzetli ve temiz olduğu garantili. Afiyetle içiyor, hasta olmuyoruz. 🙂

Şuanda aklımda tek bir cümle var. Az önce CNN Türk’te 28 Şubat’ı konu alan bir belgesel izledim, ordan kaldı aklımda. ‘Rüşvetin belgesi mi olur pezevenk!’ Memleket ne karanlık günler geçirmiş? Daha aydınlığa, hep aydınlığa. İçimde ki umut biterse beni bu ülkeye ne bağlar?

TARAFIMCA BEKLENEN FİLMLER

4 GÖZLE BEKLİYORUM, GELMİYORLAR!

Bekliyorum, bekliyorum gelmiyorlar hacı. Günler geçmiyor gibi, sanki! Ne bekliyorum? 🙂 Serisini okduğum Açlık Oyunları‘nın ilk kitabının filmini bekliyorum. Meraktan ölüyorum. Cast çalışmasını hiç beğenmedim. Daha doğrusu kendi hayalimde canlandırdığım karakterlere benzetemedim. Bakalım, oyuncuları hissedebilirsem filmin ilk dakikalarında, bu önyargımı kırabilirim. Hemen bir trailer ekledim. Artık kitap yazılmış, çizilmiş, satılmış ve hatta filme çekilmiş olduğundan spoiler alarmına gerek yok. Esas kız ile esas oğlan ölmüyor, sürünüyorlar. 🙂

So ji Sub… Çok güzel ağlayabilen, hep hüzünlü bir adam. Gereksiz müzik albümleri var ama onları göz ardı ediyorum. Adam… Adam ya.

Adamın reklamı bile bomba yahu. Neyse gelelim beklenen filme. ALWAYS / ONLY YOU Çok bekledim ya, internete düşmesi ne kadar uzun sürdü. Ama, ama dün indirdim ve sıcacık yatağımda izledim. 🙂 Film beklemeye değdi mi? Evet. Adamın göz yaşlarını sol elinin arkasıyla sildiği bir sahne vardı, bittim ya! Anneannem benim için kalbini gösterip şurayı kessem, seni içine koysam derdi. Aynı duyguları hissettim. Bir adam bu kadar güzel mi ağlar ya? Filmi tek başına tekrar yazıcam ama uyanınca aklıma ilk gelen filmdi bu nedenle karışık bir post yazma gereği duydum.

So ji Sub’u romantik komedide izlemek istiyorum. Nasıl olacak çok merak ediyorum.

MIDNIGHT IN PARIS, bu filmi bekledim hakkaten, sonra buldum indirdim ama şimdi o beni bekliyor. 🙂 İzlemeye elim gitmiyor. Zamanı gelmedi, daha olgunlaşmadık beraber demekki.

Çıkma vaktim geldi, daha uzun yazamayacağım. Bir sonraki posta kadar kendine iyi bak Amomavali. 🙂

EVDE BİR CUMARTESİ GÜNÜ

YOĞUN BİR HAFTA SONRASINDA SAKİN BİR CUMARTESİ

Yoğun bir hafta geçirdim, çok çalıştım. Çok çalıştım ama birşey bitiremedim pek. 😦 Yeni haftada hepsini bitireceğim ama, kararlıyım. Bu yoğun hafta Cuma günü akşam 17:00’da bitmeliydi, bitmeliydi. Sosyal faaliyet yaptık ergenlerle.  Aydın’a kitap şenliği gelmiş, hemde fiyatları çok, gayet çok ucuz. Ergenleri önce kitap şenliğine götürdük, ardından şehrin tek alışveriş merkezi Aydın Forum’a gittik.

Kitap şenliği oldukça ilginçti, farklı kitaplar aldım, çoğu Remzi Kitapevi. Remzi Kitapevi’nin kalitesine güvenerek kitapların yazarlarını hiç bilmesemde aldım. İyi çıkıp çıkmadığını paylaşacağım.

Forum ise bambaşka bir modda. Sevgililer günü ateşi her yeri sarmış. Zar atmışız, 6 yerine kalp gelmiş. 🙂 Hadi hayırlısı.

Bu kadar yoğun bir haftadan sonra, kimse beni bugün dışarı çıkaramazdı, çıkmadım da. 🙂 An itibari ile yüzümde kil maskesi, saçımda badem yağı, yoğun bakımdayım. 🙂 Az önce bir arkadaşım ile telefonda konuşuyordum, istediğim gibi, ağzımı aça aça gülemedim kil maskesinden. Yüzümün her köşesinden görünmeyen iplerle çekiyorlar sanki, okadar gergin yüzüm. 🙂 Badem yağı da saçlarımı güçlendirsin diye. Arada kaşlarıma da yapıyorum. Kaşlarımda etkisini çabuk gösterdi, kaşlarım hem arttı hem kalınlaştı. Başka bir arkadaşım aynı işlemi yapmış ve badem yağı sonrası kaşlarını ‘Kürt kaşı’ olarak tanımlamıştı. Tanımlama doğru gayet. 🙂

Bu gün kendimi gayet eve bağladım, yarın beni İtalyan Restorantları, antik şehirler bekliyor. Enerji toplamalıyım, yarın istediğim gibi gezmeliyim. 🙂 Şuanda So ji Sub’un Always filmini indiriyorum. bu Cumartesi süper bir Cumartesi olmak üzere. 🙂