ZEKA BU OLSA GEREK. :)

YARATICI

Hayvan haklarına ayıkırı olduğunu düşünsem de, yapılan reklam kampanyasının gayet yaratıcı olduğunu düşünüyorum. Yaratıcı olmak zor iş. Zor ve zahmetli. Bu  nedenle tebrik etmek lazım 🙂 🙂 🙂

HIMLAYA HIMLAYA HİNDİSTAN…

İÇİMDE BİNLERCE KELEBEK

Böyle bir bahar istiyorum. Yoğunluktan nefes alamadığım mesai saatlerini istemiyorum. Öğle aralarını değerlendirebilmek istiyorum. İç sıkıntısı, ruh bunaltısı istemiyorum. Çiçek açmak istiyorum, içimden kelebekler uçuşsun istiyorum.

NAIL ART 2 :)

CAN SIKINTISI VE ÇOK RENKLİ OJELER

BİR KADININ CANI ÇOK SIKILIRSA VE EVİNDE ÇOK OJE VARSA, HATUN BİRAZ DA OLSA YARATICIYSA…

SONUÇ BU  🙂

YAPARKEN ÇOK EĞLENDİM, KULLANIRKEN ÇOK EĞLENDİM. İNSANLARIN ÖNCE ELİMİ FARK ETMELERİ, SONRA SORMAMAYA KARAR VERMELERİ VE BU KARARLARINI UYGULAYAMAMALARI… 🙂 GÖRMEYE DEĞER.

PEKİ BUNLARI NASIL MI YAPTIM? ÖNCELİKLE ASTAR OLAN RENGİ SÜRÜYORSUN ARDINDAN BİR KURŞUN KALEMİN ARKASINA TOPLU İĞNE TAKIYORSUN, SİLGİ KISMINA.

ARDINDAN BENEKLERİ YAPACAĞINIZ RENGİ İĞNE İLE ALARAK TIRNAĞIN İSTEDİĞİN YERİNE KOYUYORSUN. ÇOK VAKİT ALIYOR AMA EĞLENCELİ. 🙂

 

AVATAR; LEGEND OF KORRA

AHALİ, AVATAR GERİ DÖNÜYOR! 🙂

Dizileri, her hafta takip edip heyecanlanmıyorum pek. Lost’u çok sıkı takip etmiştim. Çok sıkı takip ettiğim ve tekrar izlemekten sıkılmadığım bir başka seri ise Avatar; Son Hava Bükücü. 🙂 Her bölümü takip etmiştim ya, her hafta. Tekrarlarını da tvden tekrar tekrar izlemiştim. Filmini 4 gözle beklemiştim ve hüsrana uğramıştım, o ayrı konu.

Avatar’ın maceralarını anlatan, eski seriye bağlı kalıp başka hikayelerden baseden bambaşka bir anime ile, Avatar; Legend of Korra ile macera devam ediyor. 🙂

Animenin yaratıcılarıAvatar’ın torunlarının yaşadığı, Katara’nın yaşlı bir kadın olduğu, esas hikayede bulunan hayatlardan, şehirlerden çok farklı bir dünya yaratmışlar.  bu dünyada yeni Avatarımız asi ruhlu, güçlü bir kız; küçüklüğünden beri ateş, su ve toprak bükebiliyor.

Hava bükmek içinse Aang’in oğlutarafından eğitilmesi gerekiyor. Evet, Hava Bükücülüer geri dönmüş. 🙂 Son Hava Bükücü, neslinin tükenmekten kurtarmış. 🙂

Yeni Avatar’ımız daha önceden de söylediğim gibi asi, güçlü, bükme konusunda gayet yetenekli fakat Avatar olmanın ruhani boyutunda yeteri kadar iyi olamayan  Korra’nın maceralarını anlatıyor. Aang’in uçan bizonu vardı, Korra’nın da kutup ayısı-köpek karışımı bir hayvan dostu var. Aang ve arkadaşları Appa ile maceradan maceraya koştu, Korra da Naga ile uluslar arasında gezecek ve yolculuğunda olgunluğu arayacak sanırım.

Serinin orjinalinde birbirinden güçlü karakterler vardı. Komik karekter, sinirli fakat yanlış anlaşılan karakter, terk edilmiş karakter, manyak karakter, şevkatli karakter… Uzayıp gider. Bu seride de ana karakterlerin güçlü olacağına inancım yüksek fakat karakterlerin oluşturacağı grubun dinami aynı olmamalı ki serinin kendisini tekrarlayacağına inanmıyorum.

Birde seride kötü adamımız var. Maskesi de var, eşitliği savunuyor. Biraz Komünist, biraz V ( Vendatta). Eşitlikçi diye adlandırılan ve bükücülere karşı olan bir adam ve yeraltı örgütü.

Serinin son sezonu ile cevaplanmayan soruların cevaplara ulaşacağına inanıyorum. Zukko’nun annesine ne olduğu gibi. Aynı zamanda artık fantastik dünyamışda 4 çeşit büküücü yok, 5 çeşit var. Artık metal bükücüleri de var. 🙂

Seri eski seriden kolaylıkla ayrılabilirken, eski karakterlerin yeni karakterler üzerinde ki etkileri çok net fark edilebiliyor. Takdiri hak eden bir başka konu da serinin yaratıcılarının karakterlere isim bulmada ki başarıları. Serinin ilk bölümünde tanıtılan isimler oldukça güçlü ve karakteri yansıtan isimler. Korra, Amon, Naga… Avatar;on Hava Bükücü’nün de isimleri güçlüydü. Ben izlememiş olsam ve bana bir Sokka diye bir isim var dese aklıma o şebekten başka bir karakter gelmezdi ve Zukko ise sorunları olan bir ergeni çağrıştırabilir. 🙂

Uzun lafın kısası; Korra için heyecanlıyım. 🙂

THE HOST

IŞIN KILICM OLSUN İSTİYORUM. 🙂

Sadece komikler. Bu videoların yayınlanmasının başka bir amacı yok. Komikler ve ben bir ışın kılıcım olsun isitiyorum. İstemeye başlamışken Jedi’da isteyebilirim, D.Vader maskesi de, hatta uykusuzluğun verdiği cesaretle Anakin SKYWALKER bile isterim. 🙂 Yıldız Savaşları, uykuma gel, rüyama heyecan kat. 🙂

COME RAIN COME SHINE

YAĞMUR YAĞANDA; GÜNEŞ AÇANDA

HOUSTON, WE HAVE A PROBLEM! HOUSTON, *OKU YEDİK OLUM!!!

Garip bir film izledim ahali! Bu nedenle çift başlık atma gereği hissettim. Filmi bitirdiğimde aklıma gelen ilk cümle Houston, we have a problem idi. Filmi arkadaşıma anlatırken ise filmle ilgili ilk cümlem filmin adının bende uyandırdığı ilk çağrışımdı.

‘Houston, we have a problem.’ cümlesi Apollon 13 filmi nedeni ile bir çok kişi tarafından yanlış bilinen, artık yanlış bilinmesine rağmen içinde mizah barındıran ve bir sorun olduğunu belirten bir cümledir. AslıSwigert: ‘Okay, Houston, we’ve had a problem here.’
Houston: ‘This is Houston. Say again please.’
Lovell: ‘Houston, we’ve had a problem. We’ve had a main B bus undervolt.’ şeklindedir, Houston’da telsizin başında ki adam olsa gerek. 🙂 Benim için Houston, we have a problem cümlesi garip olayları betimler. 🙂 İşte bu filmde o garip olaylardan biri. 

Annemle bir şehrin bir alışveriş merkezindeyken bir zamanlar bana ‘ Amomavali, çok garip bir şey yaşadım.’ demişti. İşte Houston o anda yanımızdaydı ve bir problemimiz vardı. 🙂 Bu film için kendime tanımlayıcı, tanıtıcı bir yazı yazacak olsam bu tek cümle yeterli olabilir.

Film 5 yıllık evli bir çiftin ayrılığını, birbirlerinden ayrılırken işleri ne kadar yavaştan aldıklarını ve anıları ile vedalaşma sürecini anlatan garip bir film.

Eşini aldatan bir kadın ile, siniri bir şeyi değiştirmeyecekse sinirlenmeyen, sakin ve olunabilenin doruklarında gentilmen bir adamın sorunsuz ayrılıklarının fısıltısını konu alan 2011 yapımı Come Rain; Come Shine, izlerken seni sıkıyormuş gibi olan fakat seyirciyi elinden kaçırmayan, evli bir çiftin günlük hayatından uzak olmayan, esas adamın yakışıklı, sexy ve zengin 3’ü bir arada olmadığı, çiftin önce birbirlerinden hoşlanmayıp sonra ölesiye aşık oldukları rutine girmeyen, sıradan işleri anlatırken sıradan ve bayağı olmayan garip bir film.

İsminden de anlaşılacağı üzre film yağmur temasını taşıyor. Eşini aldattığını vea yrılmak istediğini belirten kadın evde eşyalarını toplamaktadır ve gidecektir. Yağmur yağdığından gidişi ertelemek zorunda kalır. Biz de çiftin son gününe şahitlik ederiz.

Kendisini aldatan karısının eşyalarını toplamasına yardımcı olan bu garip adam zaman zaman laf sokarak, zaman zaman ise sadece susarak insanı düşüncelere daldırır. Bu karakteri olgunluğu ve dolu cümleleri için, sakinliği için, hatıralarına veda edişindeki samimiyet için, rahatsız edici olmayışı için ve aslında sevgi dolu, yürekten seven bir adam havası yarattığı için sevsemde, sevdiği kadın için çaba sarf etmeyen erkeklerden haz etmiyorum.

Film çiftin arabada günlük konuşması ile başlarken, çiftin aynı evde farklı yerlerde hayatın iyi olacağına dair kendilerini cesaretlendirmesi ile sonlanıyor. Film ilişkileri abartarak anlatmamaış, hatta gayet olduğu gibi anlatmış. 5 yıllık evli bir çift, kadın adamı aldatmış, adam kadını hala seviyor, çiftin çift olarak alışkanlıkları var, beraber bir hayatları var, buna rağmen adam kadına ‘Gitme.’ diyemiyor.

Günlük hayatımızı, olduğu kadar yavaş anlatabilen, dakikalarca araba yolculunda olan b,r çiftin sohbetini aktaran, bir sürü karakter barındırmayan, bir evin farklı katlarında çekilen fakat çekim yeri olarak kısıtlı olsada yanal ışık oyunları ve hatta karanlığı çok iyi kullanabilen, merdivenlerin dokusu ile sahneyi süsleyebilen bir film Come Rain, Come Shine .

Filmin başarılı olduğunu düşünüyorum. Oyuncu koltuğunda  Hyun Bin ve İm Soo Jung’u barındırmasına rağmen oyuncular üzerinden izleyici toplamak gibi bir tasası yok gibi. Aman bak Hyun var burada, sırtıda pek güzelmiş, dur bir de duşta çekelim, bu hatun da pek dişi, çatalını gösterelim, iki kıvırsın, a bir dakka bir de bunları uzun zuzun öpüştürelim gibi davranış biçimleri yok filmin.  Oyuncuların yüzlerini bile sık ve aydınlık görmüyoruz. 🙂

Hani bir koku duyduğunda ya da bir şey tattığında böyle için bir hoş olur, geçmişi hatılarsın ama ne olduğunu bilemezsin., gene de bu tat hoşuna gider, yüzüne bir gülümseme ya da hüzün getirir. İşte bu film tam olarak o tatta.  Filmi tekrar izlerim, hatta bayıla bayıla. 🙂

Filmin zaten 4 tane olan oyuncularından biri olan başrol oyuncusu İm Soo Jung şanslı bir kadın. 🙂 Rol arkadaşlarının içinde Bi Rain ( I’a am Cyborg But That’s ok!), Hyun Bin ( Come Rain, Come Shine),  So Ji Sub (Misa), Gong Yoo (Finding Mr. Destiny) var.  🙂

EL İŞİ KİTAP AYRACI :)

 

Gezerken, gezerken internette bulutlu bir şey buldum. Yapan zat-ı şahane ne amaçlı yapmıştı bilmiyorum ama ben kitap ayracı olarak düşündüm. Bu aralar oldukça gerginim, sinirim burnumda. Kendimi rahatlatmak çin el işine verdim. Bu Proje de beni sakinleştirdi aslında. Yapılışını fotoğrafladım. Oldukça basit ama bir okadar da tatmin edici. 🙂

image

Bantın içi ile çizdiğim ve tek tek kestiğim daireleri bir kartona yapıştırdım. Daireleri üst üste koyarak bulutumu oluşturdum. Bulutumun üst üste dairelerden oluşması ona boyut kazandırdı ve çok tatlı oldu.

image

Bulutu tamamladıktan sonra, her bulutun altında olması gerektiğine inandığım, içimi neşe ile dolduran gökkuşağını yapmaya başladım. El işi kağıtlarını gökkuşağının renklerinde kestim, yaklaşık 1 cm genişliğinde.

image

Bulutumu ve gökkuşağımı birleştirdim ve kitabıma uyması için ucundan biraz kestim.  Sonuç, el işi kitap ayracım hoşuma gitti. 🙂 İyi günlerde ve iyi kitaplarda kullanmak dileği ile.

GELSİN BİKİNİLER

YAZ GELİYOR AHALİ 🙂

Mart’ı yarıladık ve gene günlerden Cuma, önümde güzel bir haftasonu var. 🙂 Heyecanlıyım. Geçen hafta sonu eski bir arkadaşım geldi bana, gezdik,tozduk ve dedikodulara daldık. Daldık, daldık çıkamadık, dalgalarında çırpındık. Baktık olmıycak, eskilerin eskide kalmasının en doğrusu olduğuna karar verdik ve dedikoduyu bıraktık, zira gerekene gerektiği kadar sövmüştük. 🙂

Beraber gezerken sevgili arkadaşımla Kipa’ya girdik. Sinemaya gitmeden önce su almalıyız diye düşünmüştük. İşte o anda gözüme kocaman bir bikini reyonu denk geldi. Bir göz atmaya karar verdim. İyi ki vermişim. 🙂

Bikinilerde çok, hatta gereksiz bile denebilir 🙂 indirim vardı. Parça başına 5,25 ya da 5,75 verdim. Bütün beğendiğim

desenleri topaldım, attım sepetime. 🙂

Küçükken ben hergün havuza giderdim yazın. Hergün havuzun klorlu sularına atınca kendimi ve bu hareketimi 3 ay boyunca tekrarlayınca bikiniler, mayolar çok kısa zamanda yıpranıp, solup , eskiyorlardı. Şimdi öyle değil ama. Çalışan bir kadınım artık. Yaz mevsimin eskisi kadar tadını çıkaramıyorum ne yazıkki. Çocukluğumda ki özgürlük nerede?

Hal böyle olunca çok pahalı deniz ürünleri almıyorum, eskitemiyorum çünkü. Eskitemeyince de yenisini alamıyorum. 😦 Kendime süper bir yöntem buldum. Bikinilerimi Kom gibi pahalı markalardan almıyorum. En pahalı mayom Adidas şuanda, onu da havuza başlıycam diye aldım ama planladığım gibi olmadı. Şu anda tek hedefim Ege sahilleri.

Bir de garip bir huyum var, bikinilerimi karıştırmayı seviyorum. 🙂 İşte bu saydıklarım yüzünden ucuz bulduğum bikiniler benim için oldukça çekiciydi. Desenlerini beğendiklerim ve şekli itibari ile bana yakıcağını bildiklerimi hiç şüphe etmeden aldım. 🙂

Şort biçiminde olan bikini altını, yakışır mı diye aldım ama kesinlikle beğenmedim. Bana boxer yakışır ama bunun kesiminden midir, nedendir bilemedim, hiç hoşuma gitmedi. 😦 Lacivertin fırfırlarına bayıldım. Sağ alt köşedekine ise bittim. Bu sene saat başı bikinimi değiştirebilirim. Yaza bikini açısından hazırım. 🙂

Bikininin yanı sıra gene 5,75 ‘e bu tunik,-elbisemsi şeyi aldım. İncecik ve yumuşacık bir kumaştan. Kumaşının adını bilmiyorum ama çok hoşuma gitti. Tam güneşin altında saatlerdir yatıp çok bunaldığında dondurma,kola ya da soğuk,buzzz gibi bir bira almaya gitmek istersin ama bikini ile gitmek istemezsin ya işte o zamanlar için. 🙂 İyi günlerde giyeyim. 🙂