ÇİN ERİŞTESİ…

BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ…

Bir varmış, bir yokmuş; karnı aç bir kadıncağız varmış. Karnı aç olduğu bilinmez bir zamanda kendine çin eriştesi yapmaya karar vermiş. Karar vermiş ama hiç çin eriştesi yapmışlığı yokmuş. E demiş kendi kendine, senin gibi başka kadınlarda vardır, resimini çek de yaz bari. 🙂

Erişteyi her yerde bulamadığından bir İzmir gezinde büyük ama kocaman bir marketten almış, adı Kipa’ymış. Uzun zaman önce aldığı ve buzdolabında uzun uzun süreler sakladığı erişteyi pişirmeye karar verince ağzı sulanmış 🙂  başlamış hazırlanmaya.

image

Önce erişteyi dolaptan çıkarmış. 🙂 Ardından tencerisine göz kararınca su koymuş.

image

Su dolu tencerisinin içine mantarı çok sevdiğinden mantar koymuş, asya eriştesine yakıştığını bildiğinden mısır ve bezelye koymuş, evde bol olduğundan da pırasa koymuş, şöle bir bakmış tencereye üstüne birde halka doğranmış soğan ları eklemiş.

image

Tencere kaynayınca, kaynana çatlayınca, karnı iyice acıkınca paketten kare şeklinde çıkan erişte yumaklarını suya atmış.

image

Radyonun sesinin açmış, elinde tahta kaşık kendini cadı sanmış ve dünyayı ele geçirmek isteyen kötü karakterler gibi basmış kahkahayı. Kötü kahkasını beğenince bir de göbek atmış. Yemek yapmak bir iş olmaktan çıkmış. 🙂

Tencere fokurdadıkça, salyalar çoğaldıkça, mide arsızlaştıkça açlık dayanılmaz olmuş. Tencere başında beklemiş kadıncağız, beklemiş de beklemiş. Hadi demiş erişteye, pişsene. Pişip miğdeme girsene. Öldüm açlıktan.

Erişte, zavallım, var oluş amacı birini doyurmak olduğundan, kaynayan suyun acısı ile cevap vermiş. Piştim, piştim, lezzetlendim, dünyanın en güzel yemeği oldum. Açsın diye değil ama çok lezzetli oldum gerçekten. Beni yemesen mi? Saklasan mı biraz?

Çok açmış kadıncağız, piştiğini anlayınca eriştenin diğer söylediklerini dünlememiş. Kurtarmak için erişteyi kaynayan suyun azabından hemen kocamaaan bir tabağa almış. 🙂

image

Salatası, içeceği, çubukları hazır olan kadın kurulmuş salona; yemişte yemiş erişteyi. Erişte ilk lokmalarda oldukça lezettliyken gittikçe ağırlaşmış. Kendi köyünce açılan makarnalardan farkı kalmamış. Kadın küsmüş Çin eriştesine, bana yalan söyledin demiş, güzel görünüyorsun, güzel kokuyorsun ama Kore eriştesi senden çok daha lezzetli. Yapmam bir daha seni.

Erişte biraz hüzünlü biraz sinirli sen yapamadın beni demiş, ben diğer eriştelere benzemem ki. Kadıncağız da haklısın demiş, ben belki de bilemedim seni yapmayı, ama bir daha denemem. İyi yapanı varsa yerim ama pişirmeye kalkışmam. Erişte ile kadıncağız yollarını böylelikle ayırmışlar, tekrar karşılaşıp karşılaşmayacaklarını bilmeden.

Bu söylentiyi o akşamın bulaşıklarından, masaya gelen içeceklerden duyan Japon eriştesi küsmüş kadına. İlk ben seçilmeliydim diye düşünöüş kendi kendine. Kendi kendine düşünmek yetmemiş, buzdolabı her açılışında kadına surat yapmış, söylenmiş. Kadıncağız Japon eriştesinin sitemini anlayınca söz vermiş. Erişteyi biraz özlemeliyim, yoksa tadını çıkaramam ama ilk seni yapacağım demiş, Japon eriştesi sakince selamlamış kadını, arigatoo demiş. Kadın gülmüş sadece, ben diye düşünmüş kendi kendine erişteyle mi konuşuyorum gerçekten yoksa kafayı mı yiyorum? Kendini  sıkıcı düşüncelere bırakmamış ve erişteyi geri selamlamış, oyasumi nasai. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s