Bahsis… ;)

BAHŞİŞ DERKEN???? 😀

Sabahın köründe kalmışım, günlerden perşembe. Duş alıp, hazırlanıp üniversiteni yolunu tutmuşum. Arabam olmadığından toplu taşıma ile okula gitmem gerekmiş. Aydın’da büyük büyük belediye otobüsleri olmadığından, hala küçük bir Anadolu şehri olduğumuzdan dolmuş çabuk dolmuş. Ben bir yer bulup oturmuşum ama dolmuşa yaşlı amcalar binmeye başlamış. Sabah çarşıya inecekler ve günü orada arkadaşları ile, kahvede, pazarda, çarşıda geçireceklermiş. Ben hala Anadolu çocuğu olduğumdan ayakta amca-teyze kalmasına dayanamamışım ve amcaya yerimi vermişim. Amca yüzünde gülümseme ile bana teşekkür etmiş ve yerime torumuş. Koltuğa oturur oturmaz elini cebine atmış ve cebinden fıstık olduğunu anladığım şeler çıkarmış ve bana “Bahşiş.” diyerek uzatmışım. Elimi kocaman açık bana sunduklarını kabul etmişim ve onunkinden daha büyük bir gülümseme ile teşekkür ederik fıstık ve şeker olduğunu anladığım bahşişimi cebime atmışım. 🙂 Kocaman gülmüşüm; içime güneş doğmuş sanki. 😀 Ders arasında zhin açıklığı versin d,ye şekeri yemişim ama önce fotoğraflarını çekmişim. Memleketimde iyi insanlar hiç bitmemişmiş. 🙂

bahşiş

BIR CUMARTESI GUNU

EVERNOTE; TUTTUM SENİ 🙂

Evernote u aktif olarak telefonumda kullanıyorum. önemli, hatırlanası şeyler olduğunda onları günlüğüme yazar gibi yazıyorum ve daha bir sürü şey yapıyorum. 🙂

Bugunümü BİR CUMARTESİ GÜNÜ başlığı ile aşşağıda ki gibi kaydettim.

° Uyanma
° Su kesintisi
° Gec Kahvalti
° Romantic and Idol
° I miss you
° Sular geldi
° Banyo
° Alins
° Cinebonus~Evim Sensin

İlginç bir gün geçirdim, özetlememden de anlaşılacağı gibi. En ilgincide Evim Sensin’di.

Özcan DENİZ’e biri bukadar yüzeysel filmlerin olmayacağını söylemeli! Film başlarken görüntü kalitesi, kamera açıları çok güzeldi. Özcan DENİZ filmi olduğuna inanmak istemedim, okadar güzeldi ama film ilerledikçe kamera açıları güzel olarak devam etsede, senaryonun basitliği, esas kızın iticiliği beni sinemadan soğuttu. Film bittiğinde söylediğim ilk cümle ‘Şiştim. :(‘ di. Bu cümleyi ‘ Keşke Alacakaranlık’a gitseydik.’ izledi. Varın siz tahmin edin.

A Moment To Remember çok uzun süredir bilgisayarımda izlenmeyi bekleyen fakat ağlaklık seviyesi yüksek olduğunu tahmin ettiğimden beni korkutan bir film. Şimdi Evim Sensin’i izledim ya, her türlü filmi bu bünye kaldırır. 🙂 A Moment To Remember’ı izledikten sonra ikisini karşılaştırmalı olarak tekrar yazıcam. Şimdi kafa dağıtmak için başka birşeyler izleyip yatıcam anacım.

IMDB’DEN GÜZEL HABERLER…

THE HOST, GEL GÜZELİM 🙂

The Host, Göçebe. Alacakanranlık serisinin yazarından -bence Alacakaranlık’tan çok daha güçlü- bir başka roman. Okurken etkilenmiş ve bazı yerleri tekrar tekrar okumuştum. Melani’nin hapis tutulduğu küçük delikte sanki ben vardım. Kitap güzeldi, fragman da güzel gözüküyor ama umarım kitabın tadını kaçırmazlar. İlişkileri yüzeysel yapmasalar ve kızın kardeşine olan bağını yeterli verseler, başka birşey istemiyorum. Ha bir de Gale’di galiba, esas oğlanın ele geçirilmiş Melanie’ye olan karmaşık, çelişkili duygularını hafifletmeseler yeter. 🙂 Çok şey mi istedim?

 

Açlık Oyunları’nın filmini beğenmiş ama yetersiz bulmuştum. Bunda bir tık daha iyi birşey bekliyorum. Yoksa film izlemeyi felan bırakıp kendimi kitaplara vericem. 🙂 Zaten elimde beni buna doğru şiddetle iten bir kitap var: Rüzgarın Adı. Tamamen bir başka postun konusu, adı geçirilip bırakılacak bir şey değil. 🙂 Okuyun anam, benim bitirip yazmamı beklemeyin; okuyun.

HIMMM, YAZACAK ŞEYLERİN ÇOKLUĞU, KELİMELERİN AZLIĞI…

KAFA KARIŞIKLIĞI

Kafam çok karışık. Çok zor bir dönemden geçiryorum. Vize döneminin gerginliği, genel müdürün habersiz ziyereti, iş bilmeyen yöneticiler…

Olmuyor arkadaş, bu ara hayat bana gülmüyor. 😦 😦

Ben neye gülüyorum? ZERRİN’e. Tek neşe kaynağım neredeyse.

Bu karaktere bayılıyorum. 🙂 Sosyal zekası çok ama çok yüksek. Gürse BİRSEL’e de muhteşem senaristliği ve yarattığı karakterler için kestirmeden saygılar. 🙂 Haydı gülelim.