HAYAT DİLİMİN UCUNDA…

Diyet mi yapiyorum? Hayır. Diyet yapmaya ihtiyacım var mı? Evet, hatta HELL YES! Peki bu bünye neden kendini diyetle sınamiyor? Biliyorum ki diyet yapamayacagim, iki gun sonra bırakacagım. Peki ben napiyorum? Böle tombiş kalmayi kabul mü ediyorim? Tabi ki hayır, HELL NO!!!
Bir hafta boyunca bosu bosuna cabaladim. Kendi kendime genc oldugumu, guzel oldugumu, kilolarımı çabuk verebilecegimi soyledim ve sadece karbonhidrati azattim. Oglenleriaz yedim, akşamlari salata yedim, ekmek yok, simit-poğçayı aklıma bile getirmedim. Sonuç? Değişen birşey yok! Göbek aynı göbek!!!  ;( ;(
Ama direncimin kırilmasina izin vermedim ve haftasonu da yemek programıma devam ettim. Ama herşey kapının çalmasıyla altüst oldu!
Biraz kitap okur yatarım diye düşünüp yatağıma yöneldiğimde akşam yemeği niyetine sadece cacık yedigimm için açtım ama kendimi kandirmam zor olmadı. Düşünmezsen üstündem gelebilirsin; aslında aç değilsin. 😉 😉  Derken kapı acı acı çaldı ve komşunun oglu gece saat 22:08’de fırından yeni çikmiş ıspanaklı börekleri getirdi. Biytiğim an o andı. Hiç tereddüt etmeden, 2. kere düşünmeden böreklerden 1 dilim yedim ve anladım ki hayat aslında dilimde bulunan tatlı, tuzu, ekşi ve acıyı algılayan bölgelerde bi anlık zevk. HAYAT DILIMIN UCUNDA…

Reklamlar

TAİPEİ EXCHANGES

YUMUŞAK, UYKU HALİ GİBİ BİR FİLM… 

Bir baktım, uzun uzun zamanlardır film yazmamışım. 😦 Hal böle olunca aklıma bir sürü yazılabilecek film geldi ama en son izlediğimden yana kullandım tercihimi. Zire film güzel ve şu anda en çok istediğim şeyleri anlatıyor. 🙂 Buyurun. TAİPEİ EXCANGES; TAİPEİ TAKAS EDİYOR. 🙂 Flimin asıl adı sanırım 36. Seyehat . Filmi izleyince mantığı anlıyorsunuz. 🙂

Film iki kız kardeşin bir kafe açma ve işletme macerasını anlatıyor. 🙂 İçinizde ” Ah bir kafem olsa, şöle ufak bir şey. ” demeyen var mı? Yok anam babam, yok. Kime sorsan bu işi istiyor.  Herkes bu işi kolay, eğlenceli görüyor ve bir kurtuluşmuşçasına bu fantaziye sarılıyor. 🙂 Filmde ise benzer bir kız kardeş var: Doris. Unutmadan uyarayım. Spoiler geliyor!!!! Doris işini bırakıp bir kafe açıyor, annesinin isteği üzerine de kız kardeşi ile birlikte çalıştırmaya başlıyorlar. Kız kardeş  Joise biraz ilginç bir hatun. Kafe açılışında getirilen hediyeler  çok yer kaplayınca ve bu hediyelerin satılması ayıp olunca Joise eşyaları başka eşyalar karşılığında takas etme fikrini buluyor. Ablası başta beğenmese de takas işlemi başlıyor ve kafe takasları ile ünleniyor. 


tumblr_lh85yqpEoK1qhu2o2o1_400

Bu da filmin başlarından bir sahne. Kişilerin önemsediklerinin sonu olmamasının ve senin için önemli olan bir şeyin bir başkası için çöp kadar değerinin olmamasının bir örneği. 🙂 Abla kız takas yapmaya devam ediyorlar ve bu süreçte bir müşteri gelip 35 tane sabun bırakıyor ve bunları takas etmek istediğini fakat dükkandan almak istediği bir şey olmadığını beyan edince sabunlar bir rafa diziliyor ve takas edileceği eşyaları bekliyorlar. Doris üstlerine bir sabun için bir aşk mektubu istediğini anlatan bir kağıt yazıyor ama kimse bir şey getirmiyor.  Sabunların sahibi ise kafenin müdavimi oluyor ve sıklıkla gelerek sabunları aldığı ülkelere ait 35 hikaye anlatıyor. 🙂 36. hikaye ise başlamak üzere. 🙂

taipei_exchanges

 

Adam git gel, hikaye anlat anlat tabi Doris’in gözünde bir çekici oluyor. 🙂 Doris’te garibim hep gezmek istermiş ama hiç gezememiş. Eline fırsat geçince kafeyi bırakıp dünyayı gezmeye başlıyor. Kafeyi takas fikrinin çıktığı Joise devralıyor. Film böylelikle bitiyor. Film de öle çok akılda kalıcı sahneler, aksiyon, heyecan, dram yok.  Bütün bunların olmamasına rağmen film de bir pamuk şekeri dokusu var. Benim Çok hoşuma gitti yani. İzlenmesini tavsiye derim.

doris1

 

Şu fotoğrafın güzelliğine bakar mısınız? Burda Doris kafeyi açtığında boş kafede mutluluktan çıplak ayak dans ediyor. 🙂  Ben de açsam ben de dans ederim sanırım. Hatta böle kibar ve estetik dans edeceğimden de şüpheliyim. Direk horona başlarım diye düşünüyorum, ya da Lorke Lorke, Lorke… 🙂 🙂

taipei_exchanges_2010_dvdrip_xvid-wps.avi_002899566_goodpc2000

Yani, şu fotoğrafa bakar mısınız? Kim böle bir kafeye gidip, iş çıkışında stresten uzaklaşmak istemez ki? Ben isterim şahsen. 🙂 İzleyin derim.

 

MİLLİ EĞİTİM’İN UYANDIRMA SERVİSİ

OKULA BAŞLADIK MAHALLECE!

Yok, çalar saate, telefonda ki alarma ihtiyacımız yok. Mahallemizde bir okul varsa bunların hiç birine ihtiyacımız yok. 🙂 Sağ olsun okul müdürleri, belki de beden eğitimi hocaları o işi yerine getiriyorlar. 🙂

Ben sabahları 7:30 da kalkıp işe yetişebiliyorum fakat bu sabah 7:15 ten itibaren bir sözel şiddete maruz kaldım. Önce sınıflar sayıldı mikrofondan, yerleri gösterildi, sonra bir dönemin başlaması konuşması, sonra eski öğrencilere azar ( Okulun ilk gününden çekilecek ki daha çocuklar sorun yaratmaya başlamadan önü alınsın.  🙂 ) ardından İstiklal Marşı ve Andımız. Bütün bunlar olduğunda ben zaten çoktan uyanmış ve hazırlanmaya başlamıştım. Böylelikle huzurlu sabahlara veda ettim.

FirstDayofSchool_07

Ardından kendi okulumun ilk günlerini düşündüm. Ne kadar heyecan yapardım. 🙂 Alanya Anadolu Lisesinde okudum 7 sene. Okula ilk kaydolduğumda yeşil bir etek, beyaz gömlek, yeşil süveter ve hırkası vardı. Alanya’da Eylül ayında süvetere ihtiyaç duymazsın. Hava Eylül ayında çok soğuk olmaz. Buna rağmen ben ilk gün okula gömlek, üstüne süveter, üstüne bütün düğmeleri iliklenmiş hırka ile gitmiştim. Bir süre sonra çıkardım da pişik olmaktan kurtuldum. 🙂  Ne günler, ne günler… Okula hep severek gittim; ders başarımın bununla bir bağlantısı yok. Derslerim kötü de olsa devamsızlığım 3 günü geçmedi yıl boyunca. Okulda eğlenirdim ben ya. Arkadaşlarla sohbet, muhabbet, bahçede oynan voleybollar, badmingtonlar… Uzun lafın kısası okoula hep severek gittim.  Yaş 27, yüksek lisans öğrencisiyim ve bu hafta benim de derslerim başlıyor. Zorunlu bir okul olmamasına, tamamen kendi isteğim olmasına rağmen derslere gitme stresi bende yaşıyorum. 🙂 Demek ki okul heyecanının yaşı yokmuş. 🙂 Ama merak ediyorum, bizim rektörden bize bir açılış konuşması ardından hafif bir azar gelecek mi? 🙂 🙂

WHAT’S UPP WITCHESSS!!!

GÜNLERİN EN KUTLUSU CUMA….
Cuma geldi ahali. Dertlere son. Kısa bir ara. Öğleden sonra mesaisine de başladık ya biter bu gün. 🙂


imagesUzun uzun uyumalar ve daha uzun kahvaltılar ve en uzun eğlenceler… 🙂

Hafta sonunda bomba gibi, fişşek gibi bir performans bekliyorum kendimden; haydi hayırlısı. 🙂

weekend

GERGİNİMSİ…

THE GIRL IS STRESSED…

GERGİN BİR HAFTA VE GERGİN BİR MESAİ GEÇiRDİM A DOSTLAR. 😦

VE TEKRAR TEKRAR ANLADIM Kİ DEVLET MEMURUYSAN VE ÇALIŞIYORSAN SANA EŞEK MUAMELESİ ÇEKİP BÜTÜN İŞLERİ SANA YÜKLÜYORLAR. EĞER Kİ ÇALIŞMIYOR, İŞ ÜRETMİYORSAN SANA DA DOKUNMUYORLAR. BUNU EŞEK MUAMELESİ GÖREREK ANLAMIŞ OLMAK DA EN ACISI. 😦 😦

indir

ARADIĞINI KİŞİ YÜKLERİNİ TAŞIMAK İÇİN HAMAL BULMAYA GİTTİ…

DURUMUM TAMAMEN BUYDU İŞTE.

ARANIYOR, ARANIYOR, UCUZA HAMAL ARANIYOR!!!

EŞEKLİKLERİMİ TAŞIYACAK HAMAL ARANIYOR!?!

stresscartoon

TÜM BU DUYGU DURUMUNDAYKEN ARTIK YAVAŞLAMAM VE SAKİNLEŞEREK RAHATLAMAM GEREKTİĞİNİ FARK ETTİM.

KEEP CALM AND BE LAZY!

TEMBELLİK HAKKIMI KULLANMAYA VE İŞLERİMİ YETİŞTİRME KAYGISI İLE HAYATI KAÇIRMAMAYA KARAR VERDİM.

YAŞASIN KİŞİSEL KURTULUŞ!!!

YAŞASIN STRESSİZ GÜNLER!!!

 

BU KAÇINCI GERİ DÖNÜŞ????

ÖZETİMSİ….

Bu kaçıncı geri dönüş bilmiyorum ama bu sefer son olsun istiyorum. 🙂 çok uzun zamandır yazmadığımdan kısa bir özet yapmakta fayda var. 🙂 Güzel bir yaz geçirdim. Artık iş stresinin beni etkilemesine izin vermek istemiyorum. İş stresi etkilemesin derken totom ( kıçım yani) aldı başını gitti. Götü göbeği büyüttük yani. 😦 Ama gene de yediğim yanıma kar diyorum. 🙂 Ve özete başlıyorum.

HAziran ayında Bursa ilimizde bir eğitim, eğitim esnasında kar yağışı ve Haziran ayında kar gören gözlerin şaşkınlığı… 🙂

bursa

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı 1 haftalık eğitimde personeline hazırladığı çantanın içeriği; iki adet a4, 2 adet sarı post-it, bir karton dosya ve bir kalem! Traji-komik!bursa 2

Yalova-İstanbul arasında ki arabalı vapurun kantininde ramen! 🙂
bursa 3

İstanbul’da kısa bir ara ve utanç tablosu!!

Aşşağıda bulunan fotoğrafta insanlar sabah Bostancı’da bir parkta yoga yapmakta. Parkın adını anmıycam, belli mi olur, kapatırlar, griye boyarlar; bunlarda fikir bitmiyor çünkü. Bu fotoğrafı çektiğim zamandan alıntı yapıyorum sadece. “Ben miskin miskin otururken insanlar sabah sabah acik alanda yoga yapiyor. Kendimden utandim ama kalkip yurumedim.!!”

istanbul

Fethiye’ye gidiş. Memleketimin her yeri güzel ama Ege apayrı güzel. 🙂marmaris

Stres yok anacım, stres yok. Sosyal içiciyiz biz. 🙂marmaris 2

Denizine, kumuna, güneşine suyuna. Ah şu anda tatilde olsam dedirtmiyor mu?

fethiye

Derken bir sosyallik daha, aman pek şeker… 🙂fethiye 3

Marmaris’ten bir güneş batışı…fethiye 4

Alanya’nın güneşi ise bambaşka. 🙂alanya

Gölgede böle uzun, alımlı çıktığıma bakmamalı, ışık oyunu bunlar. 🙂alanya 2

Alanya’nın kalesi, eski mahallede güzel bir kahvaltı. Hep diyorum bu kahvaltı işinde para var. Hele de deniz manzarası varsa…alanya 3

Kumsalda kitap zevki. Okunan Kitap da Bilge Adamın Korkusu olunca zevk doruklarda. 🙂 Gene alıntıdır anacım.

 “Kvothe’nin maceralari devam ediyor. 😉
Ganimetlerim de yanimdalar 😉
Hayat su anda bana guzel. 😉 😉 :-)”

Bir alıntı daha: “Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi.”alanya 4

Son olarak babişkomun Alanya’ya gittiğim günün sabahında bana GÜNAYDIN deme şekli. Aile gibisi yok. Alıntıya devam bu arada. 🙂

“Babam tam odamin cikisina, valizim ustune balkondan topladigi cilek ve dutu koymus. 😉 Bende abim gorupde yemesin diye aninda migdeye indirdim. 😉 GUNAYDIN BABA ;)”alanya 5

Böylelikle özeti geçmiş bulunuyorum ve bu güne dönüyorum. Bu kadar mı yani? Koca yaz? Bu kadar şekerim. Dilimde çilek tadı, gözlerimde pamuk bulutlar, geriye kalan anılar hep mutlu ve berrak…

Bu gün YDS’ye girdim. Kulağımda 8 küsür senedir çıkartmadığım nikel küpelerim var. Polis memurunun uyarması ile küpeleri çıkardım koydum kenara, sınava giriyorum ya. Mazallah kopya çekerim küpemle.  ÖSYM’nin yaptığı sınavda hiç kopya olmaz, bu nedenle bende öle metal şeylerlen felan sınava giremem.

Bu kadar boş beyinliyi bir kurum nasıl aynı anda toplayabilir? Olabilir ama, oluyor da.  Bir de bize saçma bir kutu içinde şeker, kalem verdiler.

ösym

Hizmette sınır yok. Ama ben sınav sonuçlarını görmek istesem, bilmek istesem örneğin kim kaçıncı olmuş, HOOPP! Orda dur bakalım. Sana kim geçti, kim kaldı bilgisi verilmez. Sonra ortaya çıkarsa yandaşlara verilen sorular, bedavadan atanan memurlar, öğretmenler, polisler… Ama ben küpeyle sınava giremem! Sinirliyim bu konu hakkında. Bu sınav aşamasında her kim varsa, en aşağıdan en yukarıya, hiç birine hakkımı helal etmiyorum!