ŞUBAT AYI VE KOVALAR

ASTROLOJİYE İNANMA, BURÇSUZ DA KALMA.

Burçların özelliklerini pek bilmiyorum, çok da ilgilendiğimi söyleyemem. Kendi burcum olan kovanın özelliklerini bilirim, bir tek bir de yakın ilişki içinde olduklarımın. 🙂 Diğerleri ile uğraşcak kafam yok. Öle çok da açıp okumam ne olmuş, ne olacak diye. Okumam dedim ama bir siteye denk geldim, astrolojiye bakışım değişti. 🙂 Şimdiye kadar okuduğum en güzel burç yazıları bunlar. Eğlenceli, anlaşılır, kim kimin evinde, satürn ne geitrcekmiş? gibi sorulara gerek bırakmıyor. Doğum ayım olan Şubat ayının sizlere neler getireceğini, Ocak ayının son günü yazmak istedim. 🙂   Kova burcu etkisinde bir ay dilerim. Herkes bu aylığına kovalar gibi olsa. 🙂 Biraz kendini beğenmiş oldu ama napıcaksın ki?:) 🙂 🙂

Giriş bölümünü pek uzatmamalıyım ve direk yazıya yönlendirmeliyim sizi.

İlgisi olanlara efendim.

JUNO ASTROLOJİ ve eğlenceli dakikalar

.http://junoastroloji.blogspot.com.tr/2014/01/30-ocak-2014-kovadaki-yeniayn-burclara.html#more

Eğlenceyi arttırıyoruz ve kendimize kendi halinde bir yıldız gözlemcisinin gözünden bakıyoruz. 🙂

http://http://junoastrology.com/burclar-hakkinda-sivri-hinzir-curetkar-yorumlar/

Reklamlar

MUZ CUMHURİYETİ OLMAK YA DA OLMAMAK, İŞTE TÜM MESELE BU!!

YILMAZ ÖZDİL’DEN HALİMİZE GÜLDÜREN, GÜLDÜRÜRKEN ÜZDÜREN, DURUM TESPİT EDEN, ETTİĞİ DURUMU NEREYE KOYDURACAĞINI BİLDİREMEYEN BİR YAZI DAHA!!!

Yazıyı kahkalarla okudum. Gerçekten. Yaşananlar çok komik hatta kara komedi gibi ama bunu savununan bir sürü insan, savunanlara inanan daha da insan var. O daha da acı!!! Bilemiyorum, yaşananları nasıl yorumlamalı, nereye koymalı, ne demeli? Nasıl tepki vereceğimi bulamayınca da sadece halimize gülüyorum. 😦

Şu yazıda yaşananları başka bir ülkede olmuş olarak okusaydım bir gazete o ülkeyi turist olarak bile gidilmeyecek, hatta aktarmalı dahi uçulmayacak listesine koyardım. Ya beni de darbeci, casus sanarlarsa, anahtarlığımda ki hayvan figürünü gizli kamera, sütyenimde ki teli silah, parfümümü zehir sanarlarsa..? Bir kere bir şey sandılar mı çünkü kendini anlatamıyorsun. Bunlar leyleği casus sanan insanlar. Varın gerisini siz düşünün.

Muz Cumhuriyeti olmak ya da olmamak. Muz Cumhuriyetini sevmek ya da sevmemek.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25678770.asp

KIŞ VAKTİNDE YAZ GÜNLERİ

500 DAYS OF SUMMER

BİR DELİ OĞLAN VE AŞKLARI

summer

Neden? Neden bu filmlerin isimlerini tam olarak çevirmiyorlar yahu? 😦

Aşkın 500 günü ismi evet güzel olmuş, filme uymuş ama ben gene de Yaz’ın 500 Günü

ya da Summer’ın 500 Günü nü tercih ederdim. Neyse direk olumsuz eleştri ile başlamayalım. 🙂

Film 2009 yapımı, kaliteli, klişelere düşmemeyi başaran,

tekrar tekar aynı merakla kendini izletebilen bir romantik komedi. 🙂

Seneler önce izlemiştim filmi ama geçenlerde ev arkadaşım izlemediğinden tekrar izledim,

beraber izledik daha doğrusu. Gene aynı tad, gene aynı beğeni 🙂

500-days-of-summer_123051Film Summer’ın 500 günü diye isimlendirilmiş ama daha çok esas oğlanın

aşık olma durumunu anlatıyor. Summer bu hatun işte. Adı Yaz.

Bizim deli oğlanda aşık olmayı seven, duygusal, yağız delikanlı.

E şimdi kız güzel, adam aşık olmayı seviyor, aynı yerde çalışıyorlar, eee?

Kader ağlarını örmüş işte. 🙂 Ah bir de kızımız biraz manyak olmasaydı. 🙂

Kader ağlarını örmüş ama öle deli gibi aşık bir çift, aman öpüşüp koklaşmalar, ayrılmalar, barışmalar,

hatta önce ilişkiye başlayıp, sonra saçma bir sebep yüzünden ayrılıp en sonunda tekrar büyük barışmalar,

aman çok acılar, gözyaşları, dondurma yiyen kız geyikleri beklemeyin. 🙂

Bu film bir romantik komedi olmakla beraber bir aşk filmi değil. 🙂 Sonradan yaratılmış olan ağlak,

aman aşkı için perişan olan kadın rolünün davrnaışlarını adamda görmek de güzel bir ters köşe olmuş 🙂

Ters köşeler de filmin, esas oğlanın aşık olduğu Summer’dan sonra bir başkasına aşık olmasıyla bitmesiyle

devam etmiş. 🙂 Hayat işte. Aşktan kim ölmüş ki? Biri gider, bir süre sonra diğeri gelir.:)

Ve bayan mantık öyle dedi. 🙂

summer 2

Romantik komedileri izlerken genelde yakışıklı adamlarla nerede tanışıldığı konusunda

bir diyalog geçer ev arkadaşımla aramızda. Ya nerden buluyolar bu adamları?

Kızım nasıl tanışıyor bunlar? gibi. 🙂 🙂 Bu filmde bu şeyleri söylemiyorsun işte.

Çift okadar tanıdık geliyor ki sana hiç bir noktayı merak etmiyorsun. 🙂

Film günümüz ilişkilerine oldukça gerçekçi yaklaşmış bence. Birileri hep senden

biraz daha manyak, birileri hep seni daha az seviyor ve senden daha iyisi hep var. 🙂

Ve filmi izlemek için bir neden daha! J.Gordon Levitt

joseph-gordon-levitt_515895.jpgLevitt öle çok yakışıklı, güzel vücutlu bir adam değil. Hatta kısa biraz. Ama bir gördüğünde bir daha görmek

isteyeceğin bir adam. Hani böle bazı adamlar olur yakışıklı olmazlar

ama çekici olurlar. Etkisinden kurtulamazsın. İşte tam öle bir adam bence.

Hafif bir Heath Ledger havası da var sanki. 🙂 Daha ne olsun ki? Başka bir şey istemeye gerek yok. Birde bütün bu

olumlu yanlarının üstüne paşam iyi bir oyuncu, iyi mi? 🙂 Bu adamı sanırım ben 500 Days of Summer

filmi ile sevdim ama diğer filmlerini de izledim, hatta son filmi Don Jon’u

çok merak ediyorum ama izlemek mümkün olmadı.  🙂 En kısa zamanda umarım.

TAVSİYE: 500 Days of Summer’ı izlemediyseniz izleyin, izlediyseniz bir daha izleyin. 🙂 🙂

THE PEDRO

PEDRO İLE TANIŞIN… 🙂

Ihım, evet. Doğru okudun, aynen! Pedro yazdım. 🙂 🙂 Soğuk kış gecelerinin düşmanı, üşüyen vücutların sadık dostu. 🙂 🙂

Öle hemen erotik şeyler aklına gelmesin, terbiyesiz!. Kış gecesi dediysek, Pedro dediysek de masum bir şeyden bahsediyoruz yani. 🙂 🙂 😀

Sahip olduğum ve sıkça kullandığım şeylere isim takmaktan hoşlanıyorum.

İpoduma beni sıkıntıdan kurtardığı ve dış dünya ile bağımı kestiği için Scotty demiştim. Işınla beni Scotty babında. 🙂 Zaman zaman kalemlerime de isim taktığım olur. İsimlerin amacı günlük hayatta kullandığım nesneler ile gönül bağım olan nesneleri ayırma çabası. İsimlerin hep erkek ismi olması sanırım bir tesadüf. 🙂

Sıcak su torbama Osman demiştim. Birden bunun adı Osman olsun demiştim. 🙂

Artık ailemde bütün sıcak su torbalarına Osman diyor. Şimdi Osman’dan bahsetmiyorum, artık devir değişti; e tabi Amomavali de değişti. 🙂 Bi değişen Çelik mi olsun canım?

wpid-wp-1390394317403.jpg

Ana konuya geçiyorum: Pedro! Olaylar genç kızın abisinin İspanya’dan kardeşine, çok üşüdüğünü bildiğinden bir sıcak su torbası hediye alması ile değişir.

Kapı acı acı çalar ve sahneye nur topu gibi, yün kaplı, yanında uyuma gözlüğü de bulunan yeni sıcak su torbası girer. Sıcak su torbası, sahneye giren her silahın patlaması metaforuna bağlanarak kendine isim bulur. PEDRO! 🙂

Diyeceksin ki, altı üstü sıcak su torbası, amma abarttın. Öle deme, öle deme. Taş olursun. Regli olduğunda, ağrıdan geberirken yanında kim vardı? Hım? Ayaklarının altına kimi aldın? Grip olduğunda seni kim ısıttı? Sorarım sana? Soğuk kış gecelerinde buz gibi yatakta büzülüp yatarken içinden hiç sıcak su torbası geçmedi mi?

image

Yukarıda da belirttiğim gibi en zor günlerimde benimle olduğundan özel ismi çok hakkettiğine inanıyorum ve Pedro ismi de kendisine pek yakıştı. Yani temelde o da bir yün kılıf ile Osman olduğunu gizleyen bir sıcak su torbası ama bütün erkeklerde özünde öküz değil mi? 🙂 Bari dışını süsleyelim dedim. 🙂 Oldu, oldu. Pedro cuk oturdu, günlük hayatımıza da azıcık baharat kattı.

image

Eğer sizde yoksa bir sıcak su torbası edinin. İsim bulmanızda yardımcı olurum. 🙂

GEREKSİZ BAŞLIK #5

Yoo, hayır. HAYIR!!!

Hayır, Kıvanç için ayrı başlık açmayacağım, yorum yapmayacağım, adamı övmeyeceğim,

hatta dizisinin reklamını bile yapmayacağım.

Bunların hiç biri gerekli değil.

Sadece bir soru sormak istiyorum.

Be adam; ağzın-burnun çamur içindeyken bile nasıl bu kadar yakışıklı olabiliyorsun?

Ve Kıvanç yakışıklı değil gibi laflar eden ey kendini bilmez, ey mel’un, gözüne dizine dursun!!! 🙂 🙂 😀

 

GEREKSİZ BAŞLIK # 4

Başlığa, açıklamaya, yoruma ihtiyaç duymuyorum.

Öylesine,

içimden geldiğinden

ve belki de

en zor vedalaşmaların en içteni olduğundan;

“Now cracks a noble heart. Goodnight, sweet prince,

and flights of angels sing thee to thy rest.”

≈≈≈≈≈≈

“Bir soylu yürek durdu, iyi geceler, canım prens.

Meleklerin ninnileriyle uyu son uykunu!”

 

KOMEDİ; KOMEDİ; KARA KOMEDİ!

YOK, ARTIK “ŞAKA OLMALI!” CÜMLESİNE GEREK YOK!!!

Eskidendi o kamera şakasına maruz kalanların şaşkın gözlerle kamerayı aramaları, olmayacak şeyler yaşayanların “Bu kamera şakası mı?” diye sorup yaşananların aslında olmadığına inanmaları. Bir zamanlar yok canım, bu da şakadır dediğimiz her şey artık gerçek. Şaka olmasını çok istesek de,  hatta ciddi planlanılmış, izleme rekorları kırabilecek şakalar olduğuna canı gönülden inansak da, şaka değiller. Bu da bizim gerçeğimiz. Bir komedi içerisinde yer alıyoruz ama ne yazık ki aktör bile olamıyoruz. Sanki sadece arka plandaki ağaç, ev, köpek, bank gibi dekoruz.

Gelelim komikliklere, şakalara; hazır mısınız? Gerçekliğin acı veren komikliği!!!

Bekçiyi görevden almışlar!!! Duyduğumda sadece ağız dolu güldüm. 🙂 Başka bir şey yapamadım gerçekten. Halimiz; hallerimiz! Ah benim sevdalı başım!!!

http://www.gercekgundem.com/guncel/16761/bekciyi-bile-gorevden-aldilar

NUMBER TWO EFENDİM, SAYGILARIMLA

Sen genç, okulda kendini ifade edemezsin, evde ifade edemezsin, kafede ifade edemezsin, sokakta zaten hiç ifade edemezsin; “höst” derler. E neresi kaldı? Klavye başı. Sen öyle san! Artık o klavyeler senin değil, o sosyal medyadaki hesaplar senin değil, attığın twitler senin değil, yüklediğin fotoğraflar senin değil! Senin olsa zira her istediğin zaman erişebilirdin, kontrolü senin elinde olurdu. Ben sosyal medya hesabına benim demem, her istediğimde erişemiyorsam!!!

cmtdp

“Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın;
–”Sosyal medya büyük toplulukları gaza getirebiliyor. Bu bir tehdittir. Tedbir alınması lazım.” şeklindeki sözlerinin ardından sosyal medyaya yönelik “düzenleme”ler gündeme geldi; Twitter ve Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerine “anlık” ya da “saatlik” erişim engellemeleri söz konusu olabilecek.”

Ve sen genç, bir sabah bakacaksın ki evinden bilgisayarları, tabletleri, akıllı telefonları almışlar yerine yastığının altına bir dolar bırakmışlar; çünkü bunlar diş perisi!!!