BU GÜN PAZARTESİ, YOO :)

PAZARTESİ SENDROMUNA ÇARE OLABİLİR Mİ? OLABİLİR. 🙂

Pazartesileri sevmiyorum, yataktan kalmak çok zor oluyor. Yataklı hizmet veren bir yerde çalıştığımdan haftasonu çok birikmiş iş oluyor. Pazartesi yoğunluktan ve can sıkıntısından bazen tuvalete bile gidemiyorum. Ama değişmeye çalışıyorum. Arada mola vermeye çalışıyorum, rahatlamaya çalışıyorum. Bütün bunlar için farklı yöntemler buluyorum. bu da yeni yöntemim. 🙂 🙂

Pazartesiye Gong YOO ile başlarsan hafta nasıl geçer? Yılbaşında ki mantığı buraya uyarlıyabilir miyiz? Hafta nasıl başlarsa öle geçer? 🙂

Big isimli dizinin ilk trailerı. 🙂 Ben konusunu dahi okumadım daha. Okuyasım yok. Yaşayarak öğrenelim istiyorum. 🙂 Ama başrolde kısa saçlı ve salaş bir kız görmeseydik ,birkez daha, daha iyi olabilirdi. Ama YOO’nun bu klişeyi görünmez hale getireceğine inanıyorum. 🙂 🙂 😀

KİM SUN AH MARATONU

SEVİYORUM ULEEENNNNN!!!!

KOMİK, ŞEKER VE GÜZEL, 3’Ü BİR ARADA

Kim Sun Ah için çift başlık atma gereği hissettim. 🙂

Hakettiğine de yürekten inanıyorum. 🙂

Ben bu hatunu Scent Of A Woman’da keşfettim. Keşfetmek o keşfetmek. 🙂 Dizinin başlarında hatunun güzel olmadığına kanaat getirsemde, sıcak kanlılığı ve şekerliği bütün kararları değiştiriyor. 🙂

Scent Of A ,woman’a girmiycem hiç, yoksa bu post bitmez. O kadar diyorum. 🙂 Konumuz sadece Kim Sun Ah. Bu kadını seviyorum. Şimdiye kadar üç dizisini izledim.

1) Scent Of A Woman, içleri ısıtan, hatunları ağlatan, Lee Dong Wook’u süsleyip püsleyen bir dizi. Dizinin gerçekçiliği, kanser hastası olan ana karakterin birden bire, mucizevi biçimde iyileşmemesi, acıların gerçekçiliği, anne ile olan iletişimin gerçekçiliği, bir annenin acısı… Of saymıycam dedim ama genede kendimi tutamıyorum. 🙂

Bu sahne dizinin son sahnelerinden. Hatun kişi doktorun verdiği ömürden 1 ay 7 gün daha fazla yaşamıştır ve daha da yaşayacak gibi gözükmektedir fakat iyileşti artıkda denemez. Çift yaşadıkları günlerin tadını çıkararırken ve kıymetini bilirken bir göl kenearında huzurludurlar. 🙂

2) My Name İs Kim Sam Soon ise Kim Sun Ah’ı oldukça toplu, böle etli butlu bir pasta ustası olarak  göstermekten çekinmeyen bir dizi. Klasik güzel,zayıf ve zengin güzel kız tiplemesi yok. Bir pasta ustası nasıl olması gerekiyorsa işte öle. 🙂

Şu yanaklara bir bak ya. 🙂 🙂

Dizi de kilo vermeye çalışan, çok az yiyen buna rağmen kilo veremeyen, canı sıkılınca da yemeğin dibine vuran bir kadın var. 🙂 Bir sahnede ‘Benim gibi kilolu kızlar da zengin adam tavlayabilir.’ gibi bir cümle vardı. 🙂 Dakikalarca güldüğümü hatırlıyorum. 🙂

3) City Hall, politika ve aşkı bir araya getirmiş bir dizi. Basit bir memur iken işten atılan ve hırslanarak belediye başkanı olabilen, politikanın çirkinlikleri ile yüzleşmek zorunda kalan tabiri caizse temiz bir kadını anlatan City Hall’un müzikleride güçlü. 🙂

Dizi bence Kim Sun Ah’dan çok erkek oyuncusunu ön plana çıkaran bir dizi. Ya da benim için öle. Buna rağmen Kim Sun Ah’ın komik tavırlarını göz ardı edemem. 🙂 Kadının seyirciye işleyen, abartıdan uzak bir oyunculuğu var. 🙂

4) I DO, I DO ile Kim Sun Ah televizyon ekranına geri dönüyor. 🙂 Bu Kore televizyonlarında hiç sezon arası felan yok mu arkadaş? Diziyi böle haftada iki gün yayınlama, her hafta yayınla, azıcık da bizim senaristler gibi konuyu uzat, bir sezonda çek. Fıstık gibi. 🙂 Yok bunlar diziyi hemen 16 bölümde bitir, iki hafta sonra kanala başka dizi çek. Böle senaryo mu yeter yahu?

Neyse bu genel eleştirimizden sıyrılıp I DO, I DO’ya dönüyorum. Kim Sun Ah bu dizide bir ayakkabı firmasının işkolik tasarımcısını canlandırıyor.  Kim Sun Ah’ı kısa saçlar ve sağlıklı bir vücut biçimi ile görüyoruz. Hatun ne Kim Sam Soon’da ki kadar toplu, ne de Scent Of A Woman’da ki kadar zayıf. Kilosu ideal yani.

Ama kilo ideal olunca sorunlar çözülüyor mu? Asla. 🙂 İşe yeni başlayan bir çalışan tarafından hamile bırakılıp, kadın doğum doktoruna aşık oluyor ve işte orda dram başlıyor. 🙂 Dizi genel olarak eğlenceli olacak gibi. Mayıs ayında yayına başlayacak olan dizi beklentileri karşılar bence. Kim Sun Ah yeter bile diyor bu postu burda bitiriyorum. 🙂

AVATAR; LEGEND OF KORRA

AHALİ, AVATAR GERİ DÖNÜYOR! 🙂

Dizileri, her hafta takip edip heyecanlanmıyorum pek. Lost’u çok sıkı takip etmiştim. Çok sıkı takip ettiğim ve tekrar izlemekten sıkılmadığım bir başka seri ise Avatar; Son Hava Bükücü. 🙂 Her bölümü takip etmiştim ya, her hafta. Tekrarlarını da tvden tekrar tekrar izlemiştim. Filmini 4 gözle beklemiştim ve hüsrana uğramıştım, o ayrı konu.

Avatar’ın maceralarını anlatan, eski seriye bağlı kalıp başka hikayelerden baseden bambaşka bir anime ile, Avatar; Legend of Korra ile macera devam ediyor. 🙂

Animenin yaratıcılarıAvatar’ın torunlarının yaşadığı, Katara’nın yaşlı bir kadın olduğu, esas hikayede bulunan hayatlardan, şehirlerden çok farklı bir dünya yaratmışlar.  bu dünyada yeni Avatarımız asi ruhlu, güçlü bir kız; küçüklüğünden beri ateş, su ve toprak bükebiliyor.

Hava bükmek içinse Aang’in oğlutarafından eğitilmesi gerekiyor. Evet, Hava Bükücülüer geri dönmüş. 🙂 Son Hava Bükücü, neslinin tükenmekten kurtarmış. 🙂

Yeni Avatar’ımız daha önceden de söylediğim gibi asi, güçlü, bükme konusunda gayet yetenekli fakat Avatar olmanın ruhani boyutunda yeteri kadar iyi olamayan  Korra’nın maceralarını anlatıyor. Aang’in uçan bizonu vardı, Korra’nın da kutup ayısı-köpek karışımı bir hayvan dostu var. Aang ve arkadaşları Appa ile maceradan maceraya koştu, Korra da Naga ile uluslar arasında gezecek ve yolculuğunda olgunluğu arayacak sanırım.

Serinin orjinalinde birbirinden güçlü karakterler vardı. Komik karekter, sinirli fakat yanlış anlaşılan karakter, terk edilmiş karakter, manyak karakter, şevkatli karakter… Uzayıp gider. Bu seride de ana karakterlerin güçlü olacağına inancım yüksek fakat karakterlerin oluşturacağı grubun dinami aynı olmamalı ki serinin kendisini tekrarlayacağına inanmıyorum.

Birde seride kötü adamımız var. Maskesi de var, eşitliği savunuyor. Biraz Komünist, biraz V ( Vendatta). Eşitlikçi diye adlandırılan ve bükücülere karşı olan bir adam ve yeraltı örgütü.

Serinin son sezonu ile cevaplanmayan soruların cevaplara ulaşacağına inanıyorum. Zukko’nun annesine ne olduğu gibi. Aynı zamanda artık fantastik dünyamışda 4 çeşit büküücü yok, 5 çeşit var. Artık metal bükücüleri de var. 🙂

Seri eski seriden kolaylıkla ayrılabilirken, eski karakterlerin yeni karakterler üzerinde ki etkileri çok net fark edilebiliyor. Takdiri hak eden bir başka konu da serinin yaratıcılarının karakterlere isim bulmada ki başarıları. Serinin ilk bölümünde tanıtılan isimler oldukça güçlü ve karakteri yansıtan isimler. Korra, Amon, Naga… Avatar;on Hava Bükücü’nün de isimleri güçlüydü. Ben izlememiş olsam ve bana bir Sokka diye bir isim var dese aklıma o şebekten başka bir karakter gelmezdi ve Zukko ise sorunları olan bir ergeni çağrıştırabilir. 🙂

Uzun lafın kısası; Korra için heyecanlıyım. 🙂

T DRAMA :)

Eğer dilin ritmine alışabilirsen çok eğlenceli diziler bunlar. 🙂 Ben iki tanesine yakamı kaptırmıştım ama araya zaman girdi ve tamamlamadım, içimden gelmedi! Diziler zamanla ilgimi çekmemeye başladı. bu olumsuzluğun nedeni dizileri yayın akışına göre haftada bir izlememden kaynaklanabilir. Bir hafta beklmek sonradan saçma geldi açıkçası ve ipin ucunu bıraktım. Sezonun bitmesini bekleseydim böyle olmayabilirdi. Neyse, uzun ettim. İşte aşşağıdalar efendim.

OFFICE GIRLS- ROBOT AYOL BUNLAR 🙂

Gördüğünüz üzre, fabrika çıkışı gibiler. 🙂 Dizi aslında sıradanlığa çok yakın. Esas kızımız fakir fakat fazlasıyla dürüst ve çalışkan, esas oğlanımız çok zengin fakat fazlasıyla şımarık ve patronun oğlu. 🙂 Diziyi daha anlatmaya gerek yok sanırım. 🙂 Çift birbirine aşık oluyor, zor itiraf ediyorlar, fakir kızın rüyaları zengin sevgili ile kana-cana kavuşuyor. İşte bu noktada esas kız, oğlana biraz sıkıntı çıkarabilir, vay anam bana niye sölemedin, yalan mı söledin? gibilerinden. Biraz hasarlı çünkü hatun. 🙂 Gene de dizi eğlence seviyesini pek düşürmüyor. Bir de şefleri var ki, aman yarabbi. 🙂

RING RING BELL yada REAL LOVE PLEASE RING THE BELL TWICE

Bu daha güzel bir dizi fakat sıradanlık uçurumuna aynı derecede yakın  😦 Dizi bir çiftin sevgili olması ve en yakın arkadaşlarının ölmesi ile evlenememeleri ile devam ediyor. Arkadaşlarının çocuklarına bakan çift, adamın ölümle sonuçlanacak olan bir hastalığa sahip olması ve gereksiz yere bir ayrılık aşamasına girmesi ile esas adamı devreye sokuyor. Esas adam tabi ki zengi ve tabiki yakışıklı 🙂 Posterden de anlaşılacağı gibi üçü mutlu mesut yaşamalılar. 🙂 Diziyi düşündükçe Lady Gaga’nın şarkı sözleri geliyor aklıma ‘Her boyfriend’s like a da, just like a dad.’ Esas oğlan, hanım kızımızı fazlasıyla koruyor, kolluyor. Aslında iki karakter de hasarlı ve üzgün. Karakterler birbirlerini, birbirlerinde iyileştiriyorlar. 🙂

Dizimiz de aynı kaderi paylaşıyor, benim tarafımdan izlenmesi devam ettirilemedi. 😦 Aslında aklımdaydı hep, tekrar baktım ama diziye tekrar uyum sağlamam çok zordu, üstelemedim. Yalnız dikkat edilmesi gereken bir şey var. Dizide ki küçük kız canavar gibi bir oyuncu. Kamera arkası görüntülerini de izledim. Aman Tanrım! 🙂 Bir küçük bu kadar gerçekçi olamaz.

Dizide Twinkle Little Star diye bir ninninin Çince versiyonu var. İşte uykuma bu ses tonuyla dalmak istiyorum yahu. Lütfen bana gel ve bu ninniyi söyle, her kimsen.

ALİCE HARİKALAR DİYARINDA SENDROMU

EVET, İTİRAF ET. BAŞLIĞI OKUDUĞUNDA AKLINA İLK GELEN SECRET GARDEN! 🙂

Yazmışım şekerim, daha önce yazmışım. 🙂 Gene de, bir kez daha, farklı bir açıdan… Hadi bakalım. 🙂 Diziyi izleyeli oldu baya. Tekrar izlememi isteseler sorun çıkarmam. :)Aynen bu cümleyi kurmuşum değerlendirme olarak, tekrar izledim ve pek çok hoşuma gitti 🙂 Dizi beni aynı sıklıkla güldürebildi ve hüzünlendirebildi.  Gelelim başlığımıza. Dizide, malum, Alice Harikalar Diyarında’ya ve Küçük Deniz Kızı’na fazlasıyla yer ayrılmış. Diziyi tekrar izlerken bir cümle ile kalbimden vuruldum. 🙂

Alice in Wonderland syndrome, this is a mental illness. It is like looking through the wrong end of a pair of binoculars. It is as if you’re living in a fantasy world of fable. I am sure that I have this syndrome. If it’s not it, then why the heck does my every moment with the ordinary girl, feel like a fable?  Diyorki, Alice Harikalar Sendromu, bu bir zihinsel hastalık.  Dürbünün ters tarafından bakmak gibi. Fabılın fantazi dünyasında yaşıyormuşsun gibi. Bu sendroma sahip olduğuma eminim. Eğer öyle değilse, ne demeye bu sıradan kadınla geçirdiğim her an bir fabıl gibi? 

Cümle yürekleri ısıtır. 🙂 🙂 Tekrar okudum cümleyi ve içimden şu cümleler geçti ‘ Yok, olamaz, bu cümleler dizesi gerçek olamaz.’ 🙂

Dizide bir de çiftimizin ister esas oğlanın hayallerinde, isterse gerçek hayatta yürürken ayaklarının birbirlerine uymasına ve yürüyüş ritimlerinin uygunluğuna bayıldım. 🙂

Secret Garden, yazılsa koskoca bir yazı dizisi olur ama şimdi tek derdim sendrom. Takıldım kaldım yahu. Adamın vedalaşmalarına, dan dan konuşmalarına ve aşk mektubuna çok fena takıldım kaldım. Biraz Alice Harikalar Diyarı Sendromunu araştırdım, oralara-buralara bakarken şöyle bir liste çıktı karşıma. Dünyanın en garip on hastalığı. Alice Harikalar Diyarında Sendromu hakkaten varmış ve daha da garip hastalıklar varmış. 😦

1- Fil Hastalığı (Elefantiyaz): Kabaca Genişleyen Uzuvlar

Elefantiyaz olarakta bilinen Lenfatik filaryaz, en çok kabaca genişlemiş yada şişmiş ayaklar ve kollara sahip dramatik insan fotoğraflarından bilinir. Bu hastalığa Wuchereria bancrofti, Brugia malayi ve B. Timori gibi tümü sivrisinekler tarafından taşınan parazitik kurtlar neden olur. Lenfatik filaryaz dünya çapında halen 120 milyon insanı etkiliyor ve bunların 40 milyonu bu hastalığın ciddi boyutundadır. Enfeksiyonlu dişi bir sivrisinek bir insanı ısırdığında, mikrofilarya denen kurt larvalarını kana enjekte edebilir. Mikrofilarya tekrar tekrar ürer ve uzun yıllar boyu yaşayabileceği kan dolaşım yoluna yayılır. Sık görülen hastalık belirtileri enfeksiyon sonrası yıllara kadar gözükmez. Parazitler kan damarlarına yerleştiği gibi sirkülasyonu kısıtlayabilir ve çevresindeki dokularda kanın birikmesine neden olabilir. Enfeksiyonun en genel görülen belirtileri aşırı derecede büyümüş kollar, bacaklar, genitalya ve göğüslerdir.

2- Nanizm (Progeria): 80 Yaşındaki Çocuk

Nanizme bir çocuğun genetik şifresindeki ufacık, basit bir kusur neden olabilir ama bu onu mahfeder ve hayatını değiştiren sonuçlara yol açar. Ortalama olarak, bu hastalıkla doğan bir çocuk 13 yaşında ölmüş olacaktır. Vücutları normal yaşlanma sürecine göre daha hızlı yaşlandığı görüldüğü gibi genelde erken saç dökülmesi, kalp hastalığı, incelen kemikler ve artritisi içeren fiziksel belirtiler geliştirirler. Nanizm gayet nadir bir hastalıktır. Dünyada sadece bu hastalığa sahip yaşayan 48 insan bulunmaktadır. Bunun yanında, 5 çocuğu bu hastalığa sahip bir aile vardır.

3– Kurtadam Sendromu: Kurt İnsanlar

2 yaşındaki Abys DeJesus’ ın yüzünde koyu kıllar çıktığında, doktor durumunun Kurtadam Sendromu olarak bilinen şey olduğunu söylemişti. Bu hastalığa kurtadam sendromu denir çünkü hasta olan kişiler keskin dişler ve pençeler dışında kurtadama benzerler. Meksika’da, büyük bir ailenin erkeklerinin yüzleri ve vücutlarının üst kısımları kıllarla kaplıdır. 2 kardeşe X-Files da yer almaları için teklif götürülmüş ama reddetmişlerdir

4- Mavi Ten Düzensizliği: Mavi insanlar

Mavi insanlar olarak bilenen büyük bir aile 1960 lara kadar Kentucky’de Troublesome deresi çevresindeki tepelerde yaşamışlardır. Onlar mavi fügetlerdi. Çoğu 80 yaşını geçmiş ve mavi ten dışında ciddi bir hastalık geçirmemiştir. Bu özellik nesilden nesile aktarılmıştır. Bu durumdaki insanlar mavi, erik moru, çivit mavisi yada hemen hemen mora yakın tene sahiptirler

5– Pika: Yemek Olmayan Maddeleri Yeme Dürtüsü

Pika tanısı konulan insanların toprak, kağıt, yapıştırıcı ve kil gibi yiyilemiyecek maddeleri yemeye inanılmaz dürtüleri vardır. Bunun mineral eksiklikle ilişkili olduğuna inanılmasına rağmen, sağlık uzmanları gerçek bir neden ve çözüm bulamamışlardır.

6 – Vampir Hastalığı: güneşten acı çekmek

Dışarda güneşten korunmak içim büyük mesafeler gidecek insanlar vardır. Eğer güneşe yakalanırlarsa vücutları kabarır. Bazıları güneş tenlerine değer değmez acı çekip kabarmaya başlar. Tamam, tam olarak vampir değillerdir. Kan içip tabutlarda yaşamazlar fakat vampir benzeri belirtilere sahip nadir bir hastalıkları olduğu için acı çekerler.

7- Alice Harikalar Diyarında Sendromu: Zaman, Boşluk ve Vücut İmajı Çarpıklaşır.

Alice harikalar diyarında sendromu (AIWS), ya da mikropsi, insanın görsel algısını etkileyen sinirsel bir şaşırtmacadır. Bu kişiler insanları, beden uzuvlarını, hayvanları ve hayvan olmayan nesneleri gerçekten oldukça küçük algılarlar. Genel olarak uzakta görülen bir nesne aynı zamanda yakında da algılanabilir. Mesela, köpek gibi bir ev hayvanı bir fare ebatında görülebilir ya da normal bir araba ölçeğe çekilmiş gibi görülebilir. Bu durum bizi başka bir isme yönlendirir. Lilliput görüşü ya da Lilliput halüsinasyonları, Jonathan Swift’in Gulliver’in Maceralarındaki küçük insanlardan adını almıştır. Bu durum sadece algı terimlerindedir; gözün mekaniği etkilenmez, sadece gözden geçirilen bilgilerin beyindeki yorumu etkilenir.

8- Blaschko Çizgileri: Tüm Vücuttaki İlginç Çizgiler

Blaschko çizgileri oldukça nadirdir ve ilk olarak 1901 de Alman dermatolojist Alfred Blaschko tarafından sunulan açıklanamaz bir insan anatomisi fenomenidir. Ne belirli bir hastalık ne de bir hastalağın tahmin edilebilen bir belirtisidir. Blaschko çizgileri insan DNA’sına inşa edilen görülebilen bir desendir. Birçok aktarılan ve elde edilen ten ya da mukoza hastalığı kendilerini, şeritlerinin görsel görünümünü yaratan desenlere göre izah ederler. Şeritlerin nedeninin mosayizimin sonucu olduğu düşünülür ki; sinirsel, kassal ve lenfatik sistemleri karşılamazlar. Onları daha belirli hale getiren şey hastadan, hastaya benzer yakınlıkta uyuşmalaradır, genellikle omurga etrafında V şeklinde göğüs, karın ve yan taraflar etrafında S şeklinde form alır.

9– Yürüyen Ceset Sendromu: Ölü Olduklarına İnananlar

Bu bir akli depresyon ve intihar eğilimleri sendromudur, öyleki bu durumda hasta herşeyini kaybetmiş olmaktan şikayet eder; tutkularını, vücuduun bir kısmını yada tamamını, genellikle öldüğünü ve yürüyen bir ceset olduğunu düşünür. Bu hayal genellikle hastanın kendi çürümüş etlerinin kokusunu alması ve teninde kurtların gezindiğini iddia etme derecesine kadar uzar. Sonraki fenomen kronik bir şekilde insanları uykudan mahrum eden yada amfetamin/kokayin psikoz acısı veren tekrar layan bir deneyimdir. Çelişkili olarak, ölü olmak sık sık ölümsüz olma ulusuna hasta verir.

10- Sıçrayan Fransız Düzensizliği: Garip Refleksler

Ana karakteristiği hastaların beklenmeyen bir gürültü yada görüntüyle fazlaca irkilmeleridir. Arkanızdan biri gizlice yaklaştığındaki tikleme gibi değildir. Bu düzensizliğe sahip hastalar kollarını şiddetle sallarlar bağırıp aynı kelimeri tekrar ederler. İlk olarak Fransız-Kanada orjinli Maine oduncularında belirlenmiştir, garip refleksler dünyanın diğer kısımlarındada belirtilmiştir.
alıntıdır

YALAN DÜNYA…

TÜRK TELEVİZYOLARININ TEK İHTİYACI; KOMEDİ

Gülse BİRSEL, Türk televizyonlarının eksiğini kapatarak bir komedi ile gene karşımızda. Dizinin zamanla daha çok beğenileceği ve başarıya ulaşacağına inanıyorum. 🙂 Orçun’a bittim. 🙂