Aydın’da Garip Bir Gece!

KLASİK MÜZİK Mİ DEDİNİZ? AYDIN’DA?

image

 Bugün yüksek lisans dersim için okuldaydım ve beraber ders aldığımız ve aynı zamanda

Konservatuar’da hoca olan bir arkadaş akşam bir resital olduğunu söyledi. 🙂

“Aydın’da resital? Hayırdır inşallah.” gibi düşünceler ile iki arkadaşım ile resitale gittik.

Bir saat ( benim için oldukça kısaydı) süren dinletiden sonra, kulaklarımız pası silinmiş bir şekilde bir kahve içmeye gittik.

Laf Lafı açtı, üç kadının olduğu yerde tabi ki ilişkiler konuşuldu, gülündü, eğlenildi;

bir de eşliğinde iki kadeh şarap olsaydı tadından yenmezdi. 🙂

Daha güzel günlere, daha büyük kahkahalar, daha güzel müziklere, Aydın’da daha çok sanatlara diyorum. 🙂

Tek cümle ile özetledim aldığım hazzı ve beklentilerimi ama Gabriel Faure’ye değinmeden geçemeyeceğim.

Ben, şahsen, çok bilgili bir klasik müzik dinleyici değilim. Hal böyle olunca da

çok bilinen sanatçıların dışında kalan sanatçılardan haberdar değilim.

Debussy’i severim bir. Birde iste Gabriel Faure’ye takıldım sanki, sanki bana dokundu gibi, bir şey oldu gibi; bir kedi gördüm sanki! 🙂

Hala kulağımda Faure, dilimde ki cümleler karışıyor! Yaşlanan bendeniz Amomavali’nin uykusu geldi gibi sanki!

Reklamlar

SEÇİM MÜZİKLERİNE İNAT

Seçim Müziklerine İnat; Kulaklarımızın Pasını Silelim

Son günlerde seçimin yaklaşması nedeni ile hızlanan seçim kampanyalarının arabalarından çalışan, yüksek sesli, ne dediği anlaşılmayan müziklere inat, kulağımızda ki pasları alıp atması dileği ile;

Allen STONE!!!!

https://www.youtube.com/watch?v=bdOtqq3EDKI

“Running Game”

Well, I’ve been looking for you all morning,
I ain’t heard a word from you yet,
I’ve been looking for you all morning,
You’ve been writing bad checks, yeah,
You’ve been writing bad checks,

And I’ve been looking for you all morning,
You ain’t ever picked up your phone,
I’ve been looking for you all morning,
You’ve been leaving me alone,
You’ve been leaving me alone, yeah,
You’ve been leaving me alone,

You know the reason I’m calling you,
You’ve got to explain your rules,
‘Cause people, they’ve been talking,
Saying you’ve been running game on me, too,

And I’ve been looking for you all morning,
I just need a bit of your time,
I’ve been looking for you all morning,
I’ve been left behind, yeah,
And I’ve been left behind,

And I’ve been trying to call you all morning,
I don’t know what else to do,
I’ve been trying to call you all morning,
But I ain’t getting through, no,
But I ain’t getting through,

‘Cause you know the reason I’m calling you,
You’ve got to explain your rules,
‘Cause people, they’ve been talking,
Saying you’ve been running game on me,

You’ve been running the game,
Far too long,
And I’ve been so ashamed,
I can’t go on,
You’ve been running the game,
Far too long,
And I’ve been so ashamed,
I can’t go on, oh,

‘Cause you know the reason I’m calling you,
You’ve got to explain your rules,
‘Cause people, they’ve been talking,
Saying you’ve been running game on me,

You know the reason I’m calling you,
You’ve got to explain your rules,
‘Cause people, they’ve been talking,
Saying you’ve been running game on me, too.

H3N2

HADDİNİ BİLMEYEN GRİP!

Grip dediğin seni biraz yorar, biraz burnunu akıtır, e azıcık ateşlenirsin, iki terlersin, hop iyileştin. Grip dediğin budur. Son zamanlarda ise gripler çok ama çok değişti, neymiş mutasyonmuş, virüsmüş, cartmış curtmuş!

Sana ne haller oldu grip, haddini bil!! Bu nedir ya? Halkın iflahını kuruttun, çocukları cansız bıraktın. Türkiye’de 1.5 milyon kişi yakalanmış bu kış salgına. Neymiş? Öpüşmiycekmişiz, el sıkışmıycakmışız, toplu yerlere gitmiycekmişiz, maske takıcakmışız. E ÇÜŞ ARTIK! Sosyal hayatı molaya alalım bari? Olabilir, mesela iş yerine gitsem, müdüre desem ki ” müdür, grip salgını var; TIME OUT?” O da bana git Amomavalicim, 2 hafta yat, sana kafa izni dese? 🙂 Ooooo bak tuttum bunu. 🙂 🙂 😀

timeout

Hey gidi H3N2 virüsü, grip olmayı senden öğrenecek değiliz!! Haddini bil, adam ol, eski haline dön. Ne bu süründürmeler halkı! Nerde kaldı bizim adaçayının, nane limonun, mercimek çorbasının, tavuk suyu çorbasının, iki portakalın, olmadı tylolhotın ( adı bu olmaya bilir, bilemiyorum) üstüne anne öpücüğünün tedavi edebildiği gripler??? De gidi günler de!

Ben her türlü virüse buldum çareyi ahali, güzel müzikler, yüksek moral, sıfır stres ve bütün bunlar için de istikrarlı, sorunsuz memleketler; olmayan ülkelere. TO THE NEVERLAND!

Amomavli gururla sunar, Karsu DÖNMEZ! Sempatikliğe bakın, köşede gördüğün çok tatlı çocuğu annesi babası görmeden sıkıştırırsın da o da ağlamaya başlayınca kaçarsın ya işte o duyguları uyandırdı bende. 😀

Adını kısa bir süre sonra çok duyarsınız. Şimdiden öğrenin, arkadaş camiasında forsunuz olsun. “Olum ben onu patlamadan dinliyodum. Ben onun gençliğini bilirim.” gibi cümleleri haklı söyleyin.

SANAT ÜZERİNDEN…

DÜNYA HALKINA AİT OLMASI GEREKEN ŞAHISLARDAN; DARİO MORENO.

Hangi ırktan olduğun, vatandaşlığının hangi ülkeye ait olduğu gerçekten önemli mi? Ulus devletleri parçalanmaya başlamışken, küreselleşme almış başını gitmişken, hepimiz aynı yaratıcının çocukları, aynı küçük mavi köyün yerlileriyken kim olduğumuzu düşüncelerimiz ve hayata karşı tavırlarımız belirlemez mi? Bu kadar milyar insan, hepimiz aynı olsak zaten sıkıntıdan ölmez miydik? Hayatın renkli olanı, farklılık içereni daha güzel değil mi? Çeşitlilik değil mi günleri güzel kılan?

Bu kadar ağır laflar, cevabı net olmayan sorular neden? Hepsi Dario Moreno için. 🙂 Dario Moreno İzmir’de doğmuş, çok renkli bir hayatı olmuş, Fransa’da yaşamına devam etmiş, Türkiye’de pek bilinmese de dünyaca ün sahibi olmuş, 30 küsur film çekmiş, bir sürü albüm yapmış, İzmir’i pek seven ve oraya gömülmeyi isteyen bir adam. Bir adam için bu kadar lafa ne gerek vardı peki? Vardı. Vardı,çünkü youtubeda bulunan videolarının altında ki Türk, hayır Yunan, Yok Yahudi tartışmalarını mide bulandırıcı buluyorum. Evet bir ulus içinden çıkan başarılı insanlarla gurur duyar, bu anlaşılabilir. Ama bu gurur meselesi yüz yüze geldiğinde hiç birşey diyemeyeceğin insanlara klavye başından hakaret etmeye, sanatı bir ulusa, bir ırka ait birşeymişcesine metalaştırmaya hatta diğer ırka hakaret etmeye vardığında aklımdan geçen tek şey “bu insanlar salak olmalı.” cümlesi oluyor. Bırakın bu gerizekalı tartışmaları, sadece sanatın tadını çıkaralım, vefat etmiş sanatkara huzur dileyelim ve hayatta olan sanatkarların değerini bilelim. Sanat üzerinden ırkçılık yapmayalım.!!

Bu şarkıyı hangi ülke kimliğiyle söylediğinin bir anlamı olabilir mi kuzum? Irk bu performansın önüne geçebilir mi?

Bittiğim an bu andır. Hani “Ölmüjüm ben…” diyor ya, işte tam o anda…

SENİ YENECEĞİM 2013

NASIL GİRERSEN ÖLE GEÇER SAÇMALIĞINA SON!!!!

Ben 2013’e bütün vücudum kırmızı, şiş ve acılı girdim.

Böle mi geçecek 2013? Yürü git lan ordan; yemezler.

2. satırdaki cümleleri içimden gelerek sölemek isterdim. Söyleyemiyorum ama.

Daha 1 ay dolmadan ben, şiştim, kızardım, ateşlendim, 3 saat içinde 7 kere kustum, yumurtalığımda kist olduğunu öğrendim, yoğun ağrılarım oldu, ağır grip oldum, Bartolin kistim oldu (bilen bilir, illet birşey). Daha Ocak ayı bile çıkmadı yahu!!! Bu nedir anam-babam? 😦

En son dün gittim hastaneye, hormon testi yaptırmaya. Kan aldırmam gerekiyordu ki iğneden korkmam hiç. Okadar çok iğne yedim ki buaralar zaten! Gittiğim hastane kadın ve çocuk hastanesi olduğundan bir odada çocukların, bir odada ise kadınların kanı alınıyordu. Daha kan alma odasına ulaşmadan çocukların ağlamalarını duyabiliyorsunuz. Sanki birileri kollarını kıryormuş gibi ağlıyorlar. 🙂

Ben hiç korkmazdım iğneden küçükken, annem hemşire olduğundan belki de? Neyse, bir tane çocuk gördüm çok şekerdi. Yüzünden acı akıyor, kısacık hayatının en kötü gününü yaşıyor belkide. Anlamaz, boş gözlerle soruyor “Anne, neydesin anne?” gözlerimin önünde bir Sezercik, Yumurcak sanki. 🙂 Anne, neydesin anne? Annesi de dibinde, kan alınmış koluna pamuk bastırıyor. Çocuk okadar korkmuş ki burnunun dibinde ki annesini hastanenin uzak köşelerinde arıyor. 🙂 Bu benim için komik, çocuk için travmatik sahneyi daha fazla izleyemedim, gülümsedim ve devam ettim. 🙂 Kan verme sırasına girdim, çocuklar avaz avaz. Ama birde odadan çıkışları var ki… 🙂 “Olum ben bu iğneleri şeker niyetine yerim.” der gibiler. :)Kan sırasında beklerken ağlak kuzu, annenin bacağına sarılmalar, iç çeke çeke ağlamalar, odadan çıkarken Herkül bizimki. 🙂 Ay konuyu çok dağıttım,ne demeye bunu yazdım bilmiyorum ama şöle bağlayabilirim. Rahatsızlıklarım nedeni ile bir süre işe gelemedim ve bugün ilk işe dönüş günüm. Döndüm mü bilinmez. 🙂 Nöbetçiyim bir de. 🙂 Kader ağlarını benim için örüyor…

2013, seni yeneceğim oğlum. 2012 ağzıma tükürdü, bende senin ağzına tüküreceğim.  Bu sene mutluluk bana abone olacak, huzurda.O  saçma nasıl girersen öle geçer klişesine karşı direniş başlatıyorum. Bugün, bartolini patlamış biri olarak hastalıkları geride bırakıyorum.

Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz

Yapılacak şeyler çok, gidilecek yerler, izlenecek filmler, yüzülecek denizler, söylenecek şarkılar…

Bütün bunları iç huzuru ile yapacaksın sevgili kova, 2013 senin yılın olacak.

Bana böyle şeylerle gelin astrologlar!

Söylenecek şarkılar demişken muhteşem bir ses buldum şans eseri. Belki bilen vardır, belki de yoktur. Hatunun sesinden huzur akıyor ahali, huzur. Big Baby Driver. Ne demek? Hiç bir fikrim yok, bu ismi koymak için nasıl bir kafaya ulaşmalı bilmiyorum. Tek bildiğim ses tonunun çok dinlendirici olması. Bana ucu bucağı gözükmeyen çeyırları, parlak gökyüzünü anımsattı. 🙂

BÜYÜK EV ABLUKADA

 

KISA AMA LEZZETLİ

Büyük Ev Ablukada konseri kısa ama lezzetliydi. 🙂

http://www.buyukevablukada.com/

Eğlenceliydi ve farklıydı. 🙂 Tadı damağımda kaldı, kısa olduğundan.

Seyircilerin çoğunluğu lise öğrencisi olmasaydı, alkış ile tempo tutma derdinde olmasalardı, bir de konser barda olsaydı yanında iki bira açsaydık tadından yenmezdi. 🙂

büyük ev 2

Gene de düşündükçe sadece glümsüyorum. 🙂

Canavar Banavar, Afordisman Salihins ve Galvaniz Gelbiraz. 🙂

Hala bilmeyeni var mı bilmiyorum. Baya olay oldular internette. Şarkıları eğlenceli, sözleri dikkat çekici, ciddi, gayri ciddi, her türlü sıfatın kullanılabileceği kadar çeşitli… Bir grup arkadaş kendi kendilerine eğleniyorlar sen de ucundan kıyısından ortak oluyorsun. Konserin başka hiç bir amacı yok gibi. 🙂 Gitmemiş olan varsa tavsiye ederim.

büyük ev