Tesadüfen İş Bankası Müzesi

YOOK, UNUTMAYI DÜŞÜNMÜYORUZ.

Dün gece İstanbul’a yola çıktım, içimde bir heyecanla. Sabah’ın köründe indim. Mecidiye köyde kalıyorum, kırk yıllıkmış gibi hissettiren arkaddaşımla. Gezmek için Emirgan korusuna ve Ortaköy’e gitmeyi planlıyorduk. Arkadaş cumartesi güünü trafiğin çok yoğun olacağını bu nednele arraba ile değilde toplu taşıma ile gidelim dedi. Demez olaydı. Lanet trafik, lanet bir bunaltı. Otobüsler Arap dolu, kendimi turist gibi hissetim. Baktım arkadaşın yüzü değişmeye başladı, öflemeye pöflemeye başladı, patladdı patlayacak; inelim dedim. ortaköy’ü boşver Eminönü’nde gezelim dedi. Hop diye indik ve yürümeye başladık ve otobüsü geçtik inanın ki. 🙂

Eminönün’de gezmekteyken ve palet ( Didim’de kullanmak üzere güzel biir palet arıyorum) ararken önüümüze İş Bankası Müzesi çıktı. Çanakkale Savaşı sergisi vardı. Tamamen tesadüftü ve süper bir sergiydi, taddı damağımda kaldı. Buyrunuz efendim.image

Müzeye giriş ücretsiz, bununla beraber müzenin sağladığı ücretsiz turlar var

ve bir rehber sergiyi anlatıyor. Güzel bir hizmet olmuş.image

image

image

Bina çok güzel, eski dokusu korunmuş. İç kapıların üstünde hala İş Bankası, Giriş, Çıkış

gibi yazılar duruyor ve 50-70 lerin tarzıını yaratıyor. 🙂 Çok ama çok hoşuma gitti.

imageBakınız güzelliğine  🙂 Tam dönem dzilerinden çıkma gibi.

image

Serginin bir çok bölümü var ve sergi hem Çanakkale savaşına, hem bankanın tarihine ve doğal olarak da ülkenin tarihine ışık tutuyor. 🙂image

İş Bankası Müzesi son dönemlerde unutulmak istenen Atatürk’ü ve ülkenin kurulmasında katkısı olan bütün silah arkadaşlarını güzel bir sergi ile hatırlatmış olan ve aslında bu sergi ile riskli biir tavır da takınmış oolan İş Banka’sına teşekkürler diyip, yolu Eminönü’ne yolu düşen herkesi müüzeyi gezmeye davet ediyorum.

Son söz olarak da önce memleketime sonra da dünyaya savaşsız bir yaşantı diliyorum.

Elveda Antalya

Ve Antalya bize klasik olarak yağmur ve rüzgar ile veda ediyor.

image

image

image

Bu mevsimde sakin bir otel arayanlar, ben merkeze inmeden de olur; otel bana yeter diyenlere Letoonia  Golf Resort güzel bir seçenek.  Yok ben merkezde olsun isterim, otelin uyduruk night club ıyla  yetinemem diyenlerdenseniz Belek size göre değil anacim. Daha şehir içinde ki otelleri tercih etmenizi öneririm. Zira insan yemekten sonra yapacak bişey bulamıyor ve kendini bara atıyor.  Ye babam ye, iç babam iç, şiş göbek şiş… 😉 😉

image

Bir de güzel hatalardan bi foto koymak istedim. İçimiz ısınsın.  😉

UZUN UZUN ZAMANLAR SONUNDA…

Yani nasıl demeli? Hoş geldim! Evet hoş geldim. Yazdıklarımı okuyan var mı bilmem? Okuyan olmasının bir önemi var mı? Onu da bilmem. Önemli olan yazmak olduğu için yazıyorum sanırım. Uzun ama çok uzun bir aradan sonra birden aklıma geldi yazmak. Söyleyeceklerim birikti belki de  🙂 O nedenle, kısa bir geri dönme yazısı ile blog denememe geri dönüyorum 🙂 Hop döndüm ben 🙂

Hayatımda gelişen ne oldu? Sadece göbeğim büyüdü 🙂 Farklı bir şey yok. ay bir dakika, bu ara yaşadığım en büyük fark yüksek lisans stresi ve göbeğimi eritme çabalarım sanırım. Bu çabalarımdan da bahsetmeden edemeyeceğim. 🙂

Madem girişi yaptık, bir başka yazıda görüşmek üzere blog, görüşürüz.

RESMEN CUMA

Resmen cumaya girmiş bulunuyoruz: 56 dakikadır hem de. 😉
Heyecandan uykum kaçtı.!! Geriye nr kaldı? Yatmak, kalkmak, mesaiyi bitirmek ve Didim’ e yol almak.;) 😉
Çantamda hazır olduğuna göre? Hrrkese iyi uykular, bana denizli rúyalar. 😉 😉

image

ANNELER GÜNÜNÜN İNDİRİMLERİ

İndirimler, indirimler, indirimler. Anneler günü için yapılan indirimlerden kendim için faydalandım. 😉 Kendimden utanıyor muyum? Hayır, beni bu kadar indirim peşinde koşmaya zorlayan refah devleti utansın!!!
CarrefourSA’da kozmetik ürünlerde 1 alana 1 bedava. 😉 Ve genel düşüncenin aksine bu sefer gerçekten indirim var! 🙂 ;D
Bütün bütçesi kısıtlı olanlara duyurulur. Ürünler kısa zamanda tükeniyor. Hemen alışverişe… 😉 😉 ;D

image

Yaz içinde peştemal aldım. Yüzmeye hazırım. 😉

BİRİ KIŞA DUR DESİN!!!

image

image

Aydın’a geldiğini düşündüğüm yaz gelmemiş! Kış gitmemiş ki yaz nasıl gelsin.
Hala yorgan altında yatıyorum. Hala sıcak su torbası kulanıyorum. Dolu nedir ya? Nisan ayında Aydın’a dolu nedir hayatım, balım, bebeğim? Sevgili mevsimlerim tanrısı dolu nedir ya??
Havanın soğuğuna bir de hastalık eklenince yaz rüyalarıma giriyor.
;( ;(

image

Yaz gel artık bebeğim. Açaydım kollarımı, gel diyeydim.

ÇOCUKLUKTAN KALMA – 2

90’LARDA ÇOCUK OLANLARIN HATIRLAYABİLECEĞİ OYUNCAKLARDAN;

SANAL BEBEK!! 🙂 

Çocukluk anılarımı canlandırmaya biraz takıntılıyım bu ara. Aklıma gelen ve ulaşabileceğim şeyleri tekrarlamak istiyorum. Yaşlandığımın bir göstergesi mi acaba? 🙂 Olabilir. 🙂

Çocukluğumu düşününce, 90’lı yılları – ki o yıllarda çocuk olduğum için çok mutluyum. Sanırım sokakta en son oyun oynayan nesil, akşam ezanı ile annesinin “Yemek hazır.” cümlesi ile eve koşan son nesil, hem dijitali hem de analogu gören nesil olmak güzel. 🙂 –  düşününce çocukluğun o zamanlar farklı olduğuna kanaat getiriyorum. 🙂 90′ lı yılların çocukluğundan bahsedip de sanal bebekten bahsetmemek mümkün mü?

 image

Ne günlerdi; bunlardan herkeste vardı. 🙂 Acıkır, hastalanır, altına yapardı. 🙂 Bide küserdi sana sevmeyince, bütün ihtiyaçlarını karşılamazsan da ölürdü. 🙂 🙂  Ölünce hemen arkasından bir başkası alınırdı. Anneler bir süre sonra daha fazla alınmayacak diye sinirlenirdi. 🙂 😀 Dün bir elektronik markette görünce dayanamadım ve aldım. 🙂

image

Sadece nostalji olsun diye aldım. 🙂 Günüme neşe katsın diye aldım. 🙂 Şimdiye kadar üstüne düşen görevi yerine getirdiği bebeğim. Adı TONGUÇ, balina formunda. 🙂 Ben kendisinden sıkılıncaya kadar bende. 🙂 Artık bakmak istemediğimde devlet korunmasına alınsın diye ” Tecavüz sonucu bile olsa doğurun, devlet bakar.” diyen milletvekilinin evine postalamaya karar verdim. 🙂 🙂 Devlet benim sanal bebeğime baksın, bir bebeğin nelere ihtiyaç duyduğunu, sadece karnını doyurmakla bebek bakmanın bitmediğini anlasın, bir daha böle saçma şeyler söyleyerek zaten yoğun bir travma yaşayan kadınların acısını arttırmasın diye!!!

Vay yazı gereğinden ciddi oldu ama iyi oldu. Hem eğlenceli hem de sosyal mesajlı. İkisi bir arada. 🙂

image

HAYAT DİLİMİN UCUNDA…

Diyet mi yapiyorum? Hayır. Diyet yapmaya ihtiyacım var mı? Evet, hatta HELL YES! Peki bu bünye neden kendini diyetle sınamiyor? Biliyorum ki diyet yapamayacagim, iki gun sonra bırakacagım. Peki ben napiyorum? Böle tombiş kalmayi kabul mü ediyorim? Tabi ki hayır, HELL NO!!!
Bir hafta boyunca bosu bosuna cabaladim. Kendi kendime genc oldugumu, guzel oldugumu, kilolarımı çabuk verebilecegimi soyledim ve sadece karbonhidrati azattim. Oglenleriaz yedim, akşamlari salata yedim, ekmek yok, simit-poğçayı aklıma bile getirmedim. Sonuç? Değişen birşey yok! Göbek aynı göbek!!!  ;( ;(
Ama direncimin kırilmasina izin vermedim ve haftasonu da yemek programıma devam ettim. Ama herşey kapının çalmasıyla altüst oldu!
Biraz kitap okur yatarım diye düşünüp yatağıma yöneldiğimde akşam yemeği niyetine sadece cacık yedigimm için açtım ama kendimi kandirmam zor olmadı. Düşünmezsen üstündem gelebilirsin; aslında aç değilsin. 😉 😉  Derken kapı acı acı çaldı ve komşunun oglu gece saat 22:08’de fırından yeni çikmiş ıspanaklı börekleri getirdi. Biytiğim an o andı. Hiç tereddüt etmeden, 2. kere düşünmeden böreklerden 1 dilim yedim ve anladım ki hayat aslında dilimde bulunan tatlı, tuzu, ekşi ve acıyı algılayan bölgelerde bi anlık zevk. HAYAT DILIMIN UCUNDA…