KAYIP EŞYA BÜROSU

KAYBETTİKLERİMİN LİSTESİ

🙂 Hiç birşeye onsuz yaşayamayacaksın gibi bağlanmamak gerek, yaşıyoruz çünkü. Tek ihtiyaçımız ruhumuzu barındıran vücut dediğimiz kabuğumuz ve alacak nefes. Ne demiş usta; ‘O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin./Demeyeceksin işte./Yaşarsın çünkü./Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.’ 🙂 

Ben neleri ıkaybettim? Nelerin kaybettikten sonra kıymetini anladım? ? ? Soru işaretleri, cevapsız sorular. Düşününce, arkasından çok üzüldüğüm, aman dağıldığım hiç bir şey yok aslında. Kendimi kaybetmedim çünkü. 🙂 Hemen kroya bağlıyorum: beni kaybetmeyi göze alanı kazanmak için uğraşmam! Bööööğğğ. 🙂 Sabah sabah içimde ki kroyu çıkarmamalıyım. 🙂 

Nöbet çıkışı kaybetmeye ve bulmaya nerden geldik? Şöle efendim, Beyond Hollywood diye bir site buldum, film önerilerinde bulunuyor. Eğlenceli bir site. Dün nöbeti geçirebilmek ve uyanık kalmak için biraz araştırdım ve kendime izlenecekler listesi yaptım. 🙂 19 tane filmim var ve daha bütün önerileri okuyup kendime göre eleme fırsatı bulamadım. 🙂

Nöbette olduğumdan ve çok da ciddi film kaldıracak fiziki ve zihinsel gücüm olmadığından kendimi hakkında iyi bir eleştiri yazısı yazdırabilmiş olan LOST AND FOUND’a verdim. Image

Film ilginç. Hala filmle ilgili net bir beğenim ya da beğenisizliğim yok. Hani canın bir şey çeker ama ne olduğunu çıkaramazsın ya, film işte tam olarak öyle. 🙂 Film romantik-komedi tarzında, aslında bir çok klişeye sahip bir film. Bir kadın, iki erkek var. Kadın çok başarılı bir kadın değil, hala lisede aşık olduğu ve uzaktan uzağa izlediği adama aşık. Adam da zengin, yakışıklı ve başarılı. 🙂 Birde kızın devamlı arkadaş olarak gördüğü, daha az yakışıklı, daha fakir bir başka adam var. Bu bir başka adam da kadına senelerdir aşık ama söylemiyor. Şu haliyle film gayet ama gayet sıradan bir romantik komedi. İki ihtimal var: 1) Kadın zengin adamla tekrar karşılaşır, birbirlerine aşık olurlar, kadın eskiden tanıştıklarını söyler, bu arada Başka adam işin içine girer, kavga ederler, Başka adam ya  başka bir kadına ilgi duymaya başlar yada acılar içinde kalır. 2) Kadın Başka adamın aşkını anlar, esas adam rolü birden değişir, çünkü onu olduğu gibi seven Başka adamdır. 🙂 Film sıradanlığın sınırında gezinirken, beklenmedik bir anda romantik-komedi türünün klışelerine fena bir eleştri yapıyor gibi. Ben öyle algıladım açıkçası. 🙂 Diyorum ya film tam sınıflandırılabilecek bir film değil. 🙂 Neyse anlatmaya devam. 🙂 Film romantik-komedilerin arasında ilklere girecek kadar güçlü değil fakat unutulmayacaklar arasına girebilir. Farklı ve kinayeli bir anlatımı var.

ImageFilmin temeli yalan söylemek denebilir. Esas kadınımız aşık olduğu adama kendini kabul ettirebilmek için, tesadüf eseri gerçekleşen trafik kazası sonrasında hafızasını kaybettiği yalanını söyler. Esas adam kadının bakımını üstlenir kısa süreliğine. Kadın bu esnada olmadığı biri gibi davranarı ve bütün ev işlerini yapar, portakal dilimlerinden balık yapar falan. Yalan yalan üstüne. Sıradışı kişiliğini gizlemek için sakin ve temiz ev kızını oynar. 🙂 Bir sahnede iki adam da kadın için kavga etmektedir. Her lafta kamera erkek oyuncuların sıkılan yumruklarını, kısılan gözlerini çeker. Çok ciddi bir ortam vardır, erkek kahramanlar aşkları için tartışmaktadırlar ve ortam çok gergindir. Zavallı esas adam Kadın’ı olduğu gibi, zarif ve kibar biri olarak sevdiğini söyler; Başka Adam şaşkınlıktan kimden bahsettiğini anlayamaz ve bu gergin ortam kavgayı seyretmek için toplanmış fakat o ana kadar görmediğimiz izleyicilerin ‘Kaybettin!’ gibi cümlelerine Başka Adam’ın ‘Bir dakka, gitmeyin; kaybetmedim.’ cevapları ile sonlanır. 🙂

Kadın Esas adam koltuğunu filmin sonlarına doğru kaybeden oyuncumuz tanıdık ama garip bir adam. The Classic’te hiç yakışıklı bir adam değildi, Flower Boy Ramyun Shop’ta ise gayet şekerdi. 🙂 Bu filmde ise biraz sıkıcı bir tip. Kadının çok konuşmayanından, ev işi ile ilgili olanından, oturaklısından hoşlanıyor!

ImageBaşka adam ise, kadını olduğu kabul eden, ezelden beri kadını seven, onun için küçük jestler yapmaya çalışan fakat pek başarılı olamayan ve bu nedenle sessiz kalmaya devam eden bir adam. 🙂 Bu karakteri düşününce,aklıma gelen ilk sahne fil sahnesi. Kadın gençliğinde esas adama aşkını anlatabilmek için gecelerce uymamış, bir fil oyuncağı dikmiştir ve zorlukla da olsa bu oyuncağı sahibine ulaştırır. Seneler sonra anlarız ki fil burnu kopartılmış bir şekilde sahibine gitmiştir. Filin burnunun kopması tamamen kıskançlık temellidir. 🙂 Başka adam, sevdiği kadının kendisini istemediğini anladığında, elinde fülütü, arkasında devasal  bir burnu kopuk fil, günün batıpta turuncuya boyadığ denize doğru biter. Karakterin intihar düşüncesini ve umutsuzluğunu bu sahne sıcacık anlatmış. 🙂 İntihar düşüncesi sıcak olabilir mi? Olabilir! Herkes, az yada çok acaba diye düşünmüştür çünkü. Bu oldukça gerçekçi bir görseldir hepimiz için.

Image

Başka adam aynı zamanda kadının kardeşi ile de baya iyi ilişkiler içindedir. Bu ikilinin sahnelerine bayıldım. 🙂 Çok içtenti ve tamamen algılanabilir bir duygusallığı vardı. Ama akılda kalanı, erkek kardeşin omuzları çökmüş, sessi karizmatik ve hafif hüzünlü bir hale gelmiş şekliyle ablasına, Başka adamın yazdığı, kendi kız arkadaşının ayağına uymayan bir ayakkabı gibi acıttığını, sevgisinden dolayı gerçekçi olamadığını anlattığı sahneydi. 🙂 Klasik romantik-komedilerde esas karakter böyle bir iki cümle ile bir aydınlanma yaşar ya. 🙂 Burda hatun da yaşıyor tabiki ama biraz zorlama bir aydınlanma. 🙂 Aynı zamanda esas adamın aldığı Gucci ayakkabılar da ayağını çok acıtmaktadır hatunun. 🙂 Film aynen bu sahnede olduğu gibi klişelerin içine beklenmedik komedi katmayı başarmış, sıradanlığa güzel bir eleştri yapmış.

Romantik-komediler için bir başka klişe çiftin uzun süre birbirlerinden ayrı kalmasıdır. Bu taraflardan birinin yurt dışına okumaya gitmesi, taşınması ya da hasta olması sonucunda olur genelde. Filmde de Başka adam yurt dışına, babasının yanına gideceğini söyler ve orda kalacağını belirtir. Son anda kadın havalimanına gider fakat yetişemez. 🙂 İşte eleştri geliyor. 🙂 Adam bir hafta sonra döner ve birtek sen yalan söylemiyorsun der. 🙂 Yanında yurt dışından kadın için aldığı spor ayakkabılar da vardır. 🙂 Ayağı acıtmayan cinsinden. 🙂

Film kadının, Başka adamı esas adam yapması ve ilk esas adama söylediği yalanlara son vermesi ile son bulur. Benim için film eleştirel bir yaklaşım yakalamış, komediyi ne zaman odak yapacağı belli olmayan, sıcak, tekrar izlenesi olan bir film.

Gelelim alıntılara. 🙂

Esas Kadın: I can think of a time when I was in love with you.

Başka Adam: I can’t think of a time when I wasn’t. 🙂

Başka Adam: I’ll do whatever I can to get your memory back. I could even die.”
Esas Kadın: Then DIE!
Başka Adam: I love you, too.”

Peki bu post neden bu kadar uzun oldu? 🙂 Çünkü post için araştırma yaparken aynı isimli bir başka Kore Filmi buldum.

Image

Bu 2010 yapımı Güney Kore filminin afişi. İzlenebilir. Gene birbirine önce gıcık olan sonra seven bir çiftin aşk macerası. 🙂

Image

Bir animasyon buldum ve de bir de Japon yapımı bir film. 🙂

Image

KAYIP EŞYALARIMIZIN, BİR GÜN, UMUMULMADIK ANDA ORTAYA ÇIKARAK BİZİ MEMNUN ETMESİ, YENİ KAYBETTİKLERİMİZ İSE BİZİ HİÇ AMA HİÇ ÜZMEMESİ DİLEĞİ İLE BİTİRMEK İSTERKEN… Annem eskiden ben birşey kaybettiğimde şeytanın sidiğini bağlardı. 🙂 Bir ipe üç kere düğüm atar ve beni tekrar aramaya yollardı. Eğer bulumazsam şeytanın mesanesinin patlayacağını bu nedenle bulmama yardım edeceğini söylerdi. Ben de inanır, gözlerimi kocaman açarak aynı yerlere tekrar bakardım ve gözümden kaçan bir yerde bulurdum. Şeytanın sidiğini bağlayabilmiş olmak da beni hiç korkutmaz, aksine güldürürdü. 🙂 Elinde kırmızı çatalıyla çok çişi gelmiş bir şeytan! Ne kadar korkutucu olabilir ki? 🙂 🙂 😀

Reklamlar