BU KAÇINCI GERİ DÖNÜŞ????

ÖZETİMSİ….

Bu kaçıncı geri dönüş bilmiyorum ama bu sefer son olsun istiyorum. 🙂 çok uzun zamandır yazmadığımdan kısa bir özet yapmakta fayda var. 🙂 Güzel bir yaz geçirdim. Artık iş stresinin beni etkilemesine izin vermek istemiyorum. İş stresi etkilemesin derken totom ( kıçım yani) aldı başını gitti. Götü göbeği büyüttük yani. 😦 Ama gene de yediğim yanıma kar diyorum. 🙂 Ve özete başlıyorum.

HAziran ayında Bursa ilimizde bir eğitim, eğitim esnasında kar yağışı ve Haziran ayında kar gören gözlerin şaşkınlığı… 🙂

bursa

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı 1 haftalık eğitimde personeline hazırladığı çantanın içeriği; iki adet a4, 2 adet sarı post-it, bir karton dosya ve bir kalem! Traji-komik!bursa 2

Yalova-İstanbul arasında ki arabalı vapurun kantininde ramen! 🙂
bursa 3

İstanbul’da kısa bir ara ve utanç tablosu!!

Aşşağıda bulunan fotoğrafta insanlar sabah Bostancı’da bir parkta yoga yapmakta. Parkın adını anmıycam, belli mi olur, kapatırlar, griye boyarlar; bunlarda fikir bitmiyor çünkü. Bu fotoğrafı çektiğim zamandan alıntı yapıyorum sadece. “Ben miskin miskin otururken insanlar sabah sabah acik alanda yoga yapiyor. Kendimden utandim ama kalkip yurumedim.!!”

istanbul

Fethiye’ye gidiş. Memleketimin her yeri güzel ama Ege apayrı güzel. 🙂marmaris

Stres yok anacım, stres yok. Sosyal içiciyiz biz. 🙂marmaris 2

Denizine, kumuna, güneşine suyuna. Ah şu anda tatilde olsam dedirtmiyor mu?

fethiye

Derken bir sosyallik daha, aman pek şeker… 🙂fethiye 3

Marmaris’ten bir güneş batışı…fethiye 4

Alanya’nın güneşi ise bambaşka. 🙂alanya

Gölgede böle uzun, alımlı çıktığıma bakmamalı, ışık oyunu bunlar. 🙂alanya 2

Alanya’nın kalesi, eski mahallede güzel bir kahvaltı. Hep diyorum bu kahvaltı işinde para var. Hele de deniz manzarası varsa…alanya 3

Kumsalda kitap zevki. Okunan Kitap da Bilge Adamın Korkusu olunca zevk doruklarda. 🙂 Gene alıntıdır anacım.

 “Kvothe’nin maceralari devam ediyor. 😉
Ganimetlerim de yanimdalar 😉
Hayat su anda bana guzel. 😉 😉 :-)”

Bir alıntı daha: “Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi.”alanya 4

Son olarak babişkomun Alanya’ya gittiğim günün sabahında bana GÜNAYDIN deme şekli. Aile gibisi yok. Alıntıya devam bu arada. 🙂

“Babam tam odamin cikisina, valizim ustune balkondan topladigi cilek ve dutu koymus. 😉 Bende abim gorupde yemesin diye aninda migdeye indirdim. 😉 GUNAYDIN BABA ;)”alanya 5

Böylelikle özeti geçmiş bulunuyorum ve bu güne dönüyorum. Bu kadar mı yani? Koca yaz? Bu kadar şekerim. Dilimde çilek tadı, gözlerimde pamuk bulutlar, geriye kalan anılar hep mutlu ve berrak…

Bu gün YDS’ye girdim. Kulağımda 8 küsür senedir çıkartmadığım nikel küpelerim var. Polis memurunun uyarması ile küpeleri çıkardım koydum kenara, sınava giriyorum ya. Mazallah kopya çekerim küpemle.  ÖSYM’nin yaptığı sınavda hiç kopya olmaz, bu nedenle bende öle metal şeylerlen felan sınava giremem.

Bu kadar boş beyinliyi bir kurum nasıl aynı anda toplayabilir? Olabilir ama, oluyor da.  Bir de bize saçma bir kutu içinde şeker, kalem verdiler.

ösym

Hizmette sınır yok. Ama ben sınav sonuçlarını görmek istesem, bilmek istesem örneğin kim kaçıncı olmuş, HOOPP! Orda dur bakalım. Sana kim geçti, kim kaldı bilgisi verilmez. Sonra ortaya çıkarsa yandaşlara verilen sorular, bedavadan atanan memurlar, öğretmenler, polisler… Ama ben küpeyle sınava giremem! Sinirliyim bu konu hakkında. Bu sınav aşamasında her kim varsa, en aşağıdan en yukarıya, hiç birine hakkımı helal etmiyorum!

ÇİN ERİŞTESİ…

BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ…

Bir varmış, bir yokmuş; karnı aç bir kadıncağız varmış. Karnı aç olduğu bilinmez bir zamanda kendine çin eriştesi yapmaya karar vermiş. Karar vermiş ama hiç çin eriştesi yapmışlığı yokmuş. E demiş kendi kendine, senin gibi başka kadınlarda vardır, resimini çek de yaz bari. 🙂

Erişteyi her yerde bulamadığından bir İzmir gezinde büyük ama kocaman bir marketten almış, adı Kipa’ymış. Uzun zaman önce aldığı ve buzdolabında uzun uzun süreler sakladığı erişteyi pişirmeye karar verince ağzı sulanmış 🙂  başlamış hazırlanmaya.

image

Önce erişteyi dolaptan çıkarmış. 🙂 Ardından tencerisine göz kararınca su koymuş.

image

Su dolu tencerisinin içine mantarı çok sevdiğinden mantar koymuş, asya eriştesine yakıştığını bildiğinden mısır ve bezelye koymuş, evde bol olduğundan da pırasa koymuş, şöle bir bakmış tencereye üstüne birde halka doğranmış soğan ları eklemiş.

image

Tencere kaynayınca, kaynana çatlayınca, karnı iyice acıkınca paketten kare şeklinde çıkan erişte yumaklarını suya atmış.

image

Radyonun sesinin açmış, elinde tahta kaşık kendini cadı sanmış ve dünyayı ele geçirmek isteyen kötü karakterler gibi basmış kahkahayı. Kötü kahkasını beğenince bir de göbek atmış. Yemek yapmak bir iş olmaktan çıkmış. 🙂

Tencere fokurdadıkça, salyalar çoğaldıkça, mide arsızlaştıkça açlık dayanılmaz olmuş. Tencere başında beklemiş kadıncağız, beklemiş de beklemiş. Hadi demiş erişteye, pişsene. Pişip miğdeme girsene. Öldüm açlıktan.

Erişte, zavallım, var oluş amacı birini doyurmak olduğundan, kaynayan suyun acısı ile cevap vermiş. Piştim, piştim, lezzetlendim, dünyanın en güzel yemeği oldum. Açsın diye değil ama çok lezzetli oldum gerçekten. Beni yemesen mi? Saklasan mı biraz?

Çok açmış kadıncağız, piştiğini anlayınca eriştenin diğer söylediklerini dünlememiş. Kurtarmak için erişteyi kaynayan suyun azabından hemen kocamaaan bir tabağa almış. 🙂

image

Salatası, içeceği, çubukları hazır olan kadın kurulmuş salona; yemişte yemiş erişteyi. Erişte ilk lokmalarda oldukça lezettliyken gittikçe ağırlaşmış. Kendi köyünce açılan makarnalardan farkı kalmamış. Kadın küsmüş Çin eriştesine, bana yalan söyledin demiş, güzel görünüyorsun, güzel kokuyorsun ama Kore eriştesi senden çok daha lezzetli. Yapmam bir daha seni.

Erişte biraz hüzünlü biraz sinirli sen yapamadın beni demiş, ben diğer eriştelere benzemem ki. Kadıncağız da haklısın demiş, ben belki de bilemedim seni yapmayı, ama bir daha denemem. İyi yapanı varsa yerim ama pişirmeye kalkışmam. Erişte ile kadıncağız yollarını böylelikle ayırmışlar, tekrar karşılaşıp karşılaşmayacaklarını bilmeden.

Bu söylentiyi o akşamın bulaşıklarından, masaya gelen içeceklerden duyan Japon eriştesi küsmüş kadına. İlk ben seçilmeliydim diye düşünöüş kendi kendine. Kendi kendine düşünmek yetmemiş, buzdolabı her açılışında kadına surat yapmış, söylenmiş. Kadıncağız Japon eriştesinin sitemini anlayınca söz vermiş. Erişteyi biraz özlemeliyim, yoksa tadını çıkaramam ama ilk seni yapacağım demiş, Japon eriştesi sakince selamlamış kadını, arigatoo demiş. Kadın gülmüş sadece, ben diye düşünmüş kendi kendine erişteyle mi konuşuyorum gerçekten yoksa kafayı mı yiyorum? Kendini  sıkıcı düşüncelere bırakmamış ve erişteyi geri selamlamış, oyasumi nasai. 🙂