PAZARTESİ STRESLİYDİ, SALI SAKİN OLSUN.

DİLEKLER, BEKLENTİLER VE VANİLYALI DONDURMA KIVAMINDA RÜYALAR…

Pazartesiye iyi başlayıp, kısa bir süre sonra Stresistan’a doğru bir U dönüşü yaptım dün. Halbuki ümitliydim, ‘Güzel başladın kızım, bu Pazartesi iyi geçecek.’ diyordum. 🙂 Olmadı, olamadı. 🙂 Peki şıanda nasılım? Dün mesai saatlerini zor atlatdıysam da, iş sonrasını iyi geçirdim. 🙂 Kendimi filmlerle, dizilerle rahatlattım. 🙂

Haber 1) Teen Wolfyeniden başlamış ve geçen sezona oranla çok daha karanlık.

Haber 2) I  Do, I Do başladı ve ilk bölümden karakterlerin hayatlarına ve acılarına, dank diye, balıklama dalış yaptık. 🙂 İyi oldu. 🙂

Haber 3) So ji Sub… 🙂 Ghost… 🙂 😀

Haber 4) Ne güzel gülüyorsunuz insanlar, ne güzel gülüyorsunuz. 🙂 Daha güzel gülüşler benim olsun. 🙂

Haber 5) Gong YOO… 🙂 🙂 Gülmekten başka bir şey yazamadım! 🙂 😀

Haber 6) Standing Egg, garip ismi, neşeli ve sakin şarkıları ile vanilyalı dondurma tadında duygular hissettiren bir grup. Ben bittim şarkılarına, ekliyorum aşşağıya. Bu grubu öğrenelim, bilmeyenlere öğretelim, günlerimiz hep sakin şarkılarl geçmsin, kendimizi Çıldırmıcam‘a bağlamayalım. 🙂

Haber 7) Ay bunu bulamadım, çünkü iş yerinde kiler kafamı karıştırdı. 🙂

COME RAIN COME SHINE

YAĞMUR YAĞANDA; GÜNEŞ AÇANDA

HOUSTON, WE HAVE A PROBLEM! HOUSTON, *OKU YEDİK OLUM!!!

Garip bir film izledim ahali! Bu nedenle çift başlık atma gereği hissettim. Filmi bitirdiğimde aklıma gelen ilk cümle Houston, we have a problem idi. Filmi arkadaşıma anlatırken ise filmle ilgili ilk cümlem filmin adının bende uyandırdığı ilk çağrışımdı.

‘Houston, we have a problem.’ cümlesi Apollon 13 filmi nedeni ile bir çok kişi tarafından yanlış bilinen, artık yanlış bilinmesine rağmen içinde mizah barındıran ve bir sorun olduğunu belirten bir cümledir. AslıSwigert: ‘Okay, Houston, we’ve had a problem here.’
Houston: ‘This is Houston. Say again please.’
Lovell: ‘Houston, we’ve had a problem. We’ve had a main B bus undervolt.’ şeklindedir, Houston’da telsizin başında ki adam olsa gerek. 🙂 Benim için Houston, we have a problem cümlesi garip olayları betimler. 🙂 İşte bu filmde o garip olaylardan biri. 

Annemle bir şehrin bir alışveriş merkezindeyken bir zamanlar bana ‘ Amomavali, çok garip bir şey yaşadım.’ demişti. İşte Houston o anda yanımızdaydı ve bir problemimiz vardı. 🙂 Bu film için kendime tanımlayıcı, tanıtıcı bir yazı yazacak olsam bu tek cümle yeterli olabilir.

Film 5 yıllık evli bir çiftin ayrılığını, birbirlerinden ayrılırken işleri ne kadar yavaştan aldıklarını ve anıları ile vedalaşma sürecini anlatan garip bir film.

Eşini aldatan bir kadın ile, siniri bir şeyi değiştirmeyecekse sinirlenmeyen, sakin ve olunabilenin doruklarında gentilmen bir adamın sorunsuz ayrılıklarının fısıltısını konu alan 2011 yapımı Come Rain; Come Shine, izlerken seni sıkıyormuş gibi olan fakat seyirciyi elinden kaçırmayan, evli bir çiftin günlük hayatından uzak olmayan, esas adamın yakışıklı, sexy ve zengin 3’ü bir arada olmadığı, çiftin önce birbirlerinden hoşlanmayıp sonra ölesiye aşık oldukları rutine girmeyen, sıradan işleri anlatırken sıradan ve bayağı olmayan garip bir film.

İsminden de anlaşılacağı üzre film yağmur temasını taşıyor. Eşini aldattığını vea yrılmak istediğini belirten kadın evde eşyalarını toplamaktadır ve gidecektir. Yağmur yağdığından gidişi ertelemek zorunda kalır. Biz de çiftin son gününe şahitlik ederiz.

Kendisini aldatan karısının eşyalarını toplamasına yardımcı olan bu garip adam zaman zaman laf sokarak, zaman zaman ise sadece susarak insanı düşüncelere daldırır. Bu karakteri olgunluğu ve dolu cümleleri için, sakinliği için, hatıralarına veda edişindeki samimiyet için, rahatsız edici olmayışı için ve aslında sevgi dolu, yürekten seven bir adam havası yarattığı için sevsemde, sevdiği kadın için çaba sarf etmeyen erkeklerden haz etmiyorum.

Film çiftin arabada günlük konuşması ile başlarken, çiftin aynı evde farklı yerlerde hayatın iyi olacağına dair kendilerini cesaretlendirmesi ile sonlanıyor. Film ilişkileri abartarak anlatmamaış, hatta gayet olduğu gibi anlatmış. 5 yıllık evli bir çift, kadın adamı aldatmış, adam kadını hala seviyor, çiftin çift olarak alışkanlıkları var, beraber bir hayatları var, buna rağmen adam kadına ‘Gitme.’ diyemiyor.

Günlük hayatımızı, olduğu kadar yavaş anlatabilen, dakikalarca araba yolculunda olan b,r çiftin sohbetini aktaran, bir sürü karakter barındırmayan, bir evin farklı katlarında çekilen fakat çekim yeri olarak kısıtlı olsada yanal ışık oyunları ve hatta karanlığı çok iyi kullanabilen, merdivenlerin dokusu ile sahneyi süsleyebilen bir film Come Rain, Come Shine .

Filmin başarılı olduğunu düşünüyorum. Oyuncu koltuğunda  Hyun Bin ve İm Soo Jung’u barındırmasına rağmen oyuncular üzerinden izleyici toplamak gibi bir tasası yok gibi. Aman bak Hyun var burada, sırtıda pek güzelmiş, dur bir de duşta çekelim, bu hatun da pek dişi, çatalını gösterelim, iki kıvırsın, a bir dakka bir de bunları uzun zuzun öpüştürelim gibi davranış biçimleri yok filmin.  Oyuncuların yüzlerini bile sık ve aydınlık görmüyoruz. 🙂

Hani bir koku duyduğunda ya da bir şey tattığında böyle için bir hoş olur, geçmişi hatılarsın ama ne olduğunu bilemezsin., gene de bu tat hoşuna gider, yüzüne bir gülümseme ya da hüzün getirir. İşte bu film tam olarak o tatta.  Filmi tekrar izlerim, hatta bayıla bayıla. 🙂

Filmin zaten 4 tane olan oyuncularından biri olan başrol oyuncusu İm Soo Jung şanslı bir kadın. 🙂 Rol arkadaşlarının içinde Bi Rain ( I’a am Cyborg But That’s ok!), Hyun Bin ( Come Rain, Come Shine),  So Ji Sub (Misa), Gong Yoo (Finding Mr. Destiny) var.  🙂

TARAFIMCA BEKLENEN FİLMLER

4 GÖZLE BEKLİYORUM, GELMİYORLAR!

Bekliyorum, bekliyorum gelmiyorlar hacı. Günler geçmiyor gibi, sanki! Ne bekliyorum? 🙂 Serisini okduğum Açlık Oyunları‘nın ilk kitabının filmini bekliyorum. Meraktan ölüyorum. Cast çalışmasını hiç beğenmedim. Daha doğrusu kendi hayalimde canlandırdığım karakterlere benzetemedim. Bakalım, oyuncuları hissedebilirsem filmin ilk dakikalarında, bu önyargımı kırabilirim. Hemen bir trailer ekledim. Artık kitap yazılmış, çizilmiş, satılmış ve hatta filme çekilmiş olduğundan spoiler alarmına gerek yok. Esas kız ile esas oğlan ölmüyor, sürünüyorlar. 🙂

So ji Sub… Çok güzel ağlayabilen, hep hüzünlü bir adam. Gereksiz müzik albümleri var ama onları göz ardı ediyorum. Adam… Adam ya.

Adamın reklamı bile bomba yahu. Neyse gelelim beklenen filme. ALWAYS / ONLY YOU Çok bekledim ya, internete düşmesi ne kadar uzun sürdü. Ama, ama dün indirdim ve sıcacık yatağımda izledim. 🙂 Film beklemeye değdi mi? Evet. Adamın göz yaşlarını sol elinin arkasıyla sildiği bir sahne vardı, bittim ya! Anneannem benim için kalbini gösterip şurayı kessem, seni içine koysam derdi. Aynı duyguları hissettim. Bir adam bu kadar güzel mi ağlar ya? Filmi tek başına tekrar yazıcam ama uyanınca aklıma ilk gelen filmdi bu nedenle karışık bir post yazma gereği duydum.

So ji Sub’u romantik komedide izlemek istiyorum. Nasıl olacak çok merak ediyorum.

MIDNIGHT IN PARIS, bu filmi bekledim hakkaten, sonra buldum indirdim ama şimdi o beni bekliyor. 🙂 İzlemeye elim gitmiyor. Zamanı gelmedi, daha olgunlaşmadık beraber demekki.

Çıkma vaktim geldi, daha uzun yazamayacağım. Bir sonraki posta kadar kendine iyi bak Amomavali. 🙂